08 12 2013

Tuğrul ve Çağrı Beyler

      Tuğrul ve Çağrı Beyler Selçuk Bey Cent kentinde yüz yaşında  (1007) yılında vefat etti. Yerine oğlu Arslan Bey geçti. Gazneli Mahmud'un Arslan Beyi yakalayıp hapsetmesi üzerine 1025 yılında Selçuk Beyin torunları Çağrı ve Tuğrul beyler Oğuzların başına Geçti. Tuğrul ve Çağrı beylerin yönetimindeki Selçuklular bir yandan Gazneliler ve Karahanlıların Buhara valisi Ali Tegin ile sürekli mücadele halinde oldular. Ayrıca Çağrı Beyin yönetiminde bir gurup Anadolu'ya keşif amaçlı akınlarda bulundu. Selçuklular bulundukları Maveraünnehir bölgesinde Karahanlılar ve Gaznelilerden gördükleri yoğun baskı karşısında Ceyhun Irmağı'nı geçerek Horasan'a geldiler. 1035 Nesa Savaşı'nda Gaznelileri yenilgiye uğrattılar. Bu Savaş sonucunda Selçukluların itibarı artmış büyük Türkmen kitleleri katılmaya başlamışlardı. Selçukluların Gazneli topraklarına akınları devam etti. Selçuklular yönetimleri altında bulunan topluluklar üzerinde yaşadıkları topraklar yetmediğini ileri sürerek Gazneliler Devleti'nden Merv, Serahs ve Beverd'in verilmesi istediler. Bu sırada Hindistan üzerine yapacağı sefer nedeniyle  Sultan Mesud Selçuklularla savaşmayı daha sonraya bırakarak kendilerine Horasan'dan üç vilayet verdi. Kendilerine verilen toprakları az bulan Tuğrul ve Çağrı beyler yeniden Gazne topraklarına saldıralara başladılar. Üzerine gönderilen  Gazne ordusunu Serahs yakınlarında yenilgiye uğrattılar. Bundan sonra Nişabur alındı. 1038 yılında Nişabur'da Tuğrul ve Çağrı Beyler bağımsızlığını ilan etti.... Devamı

30 11 2013

Hz. Muhammed'in Soyu (Nesebi)

    Hz. Muhammed'in Soyu (Nesebi)   Hz. Peygamber (s.a.v)'in babası, Abdlmuttalip oğlu Abdullah idi. Abdülmuttalib Kureyş'in en önde kabilelerinden Haşimoğullarının ve o sırada  Mekke'lilerin en saygıdeğer kişisiydi. Abdullah, Kureyş gençlerinin en boylu boslusu idi. Annesi Amine ise Zühre oğullarının ileri gelenlerinden Vehb'in kızı idi. Soy ve mevki itibariyle Kureyş kadınları arasında üstün bir yeri vardı.Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam dedelerinin soy dizisi Adnan'a kadar sıhhatlı olarak bilinmektedir. Hz. İbrahim aleyhisselama dayanır. Adem (a.s)' a kadar soy dizisinin sıralamaya çalışan bilginlerde de vardır. Peygamber Efendimiz soyunun fazileti ile ilgili olarak şöyle buyurulmuştur: "Ben devirden devire ve aileden aileye intilak eden Ademoğulları soylarının en temizinden yaratıldım. Adem aleyhiselamdan beri evladdan evlada geçerek gelen bu nur, Taruh'a, ondan oğlu İbrahim aleyhisselama, sonra oğlu İsmail aleyhisselama geçmiştir. Onun da alnından günüş gibi parlayan nur, evladlarından Adnan'a ondan Me'add, ondan da Nizar'a intikal etmiştir. Nizar doğunca babası Me'add, oğlunun alnındaki nuru görüp sevinmiş, büyük bir ziyafet vererek "Böylr oğul için bu kadar ziyafet az bir şey" dediği için, oğlunun adı Nizar, yani az birşey manasında kalmıştır. Bundan sonra da nur, sıra ile intikal ederek asıl sahibi olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselama ulaşmıştır. Hz. Muhammed aleyhisselamın soyu (nesebi) isimleri. Adnan Me'add Nizar Mudar İlyas Mudrike (Amir) Huzeyme Kinane Nadr Malik Fihr Galib Lüveyy Ka'b Mürre Kilab Kuseyy (Zeyd) Abdü Menaf (Mugire) Haşim (Amr) Abdülmuttalib (Şeybe) Abdullah bin Abdülmuttalib  ... Devamı

05 10 2013

Peygamperimizin Hira İnzivası

      Peygamberimizin Hira İnzivası Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam  çocukluk ve gençlik yıllarında temiz bir hayat yaşamış, içinde yaşadığı toplumun ahlaksızlık bataklığına düşmemişti. Hak taala onu her kötülükten korumuştu. Kırkına yaklaştığında gaibten "Ey Muhammed!" diye sesler işitmeye başlamıştı, önce sadık rüyalar gösterilmeye başlandı. Hadis-i şerifde vahyin ilk olarak sadık rüya ile başladığı bildirilmiştir. Rüyasında gördükleri aynen çıkıyordu. Bu hal altı ay devam etti. Vahy gelmesi yaklaşınca "Ya Muhammed diyen sesler çoğaldı Bundan sonra Peygamberimiz'de kainatın nizamını düşünme ve kainatın inceliklerine erme isteği uyandırdı. Bu sebeple Mekke ile Arafat arasında ve Mekke'ye 3 mil uzaklıkta olan "HİRA-NUR" dağındaki mağaraya çekilmiş yaratılışın hikmetlerine, inceliklerine dalmıştı.  yalnızlığı sevip, insanlardan uzaklaşarak, Hira dağındaki bir mağarada tefekküre dalmaya baladı. Bazen Mekke'ye gelir, Kabe'yi tavaf eder ve saadethanelerine giderdi. Hane-i saadette bir müddet kalıp yanına biraz yiyecekle tekrar Hira dağındaki mağaraya döner tefekkür ve ibatedle meşgül olurdu. Bazen günlerce kaldığı olurdu. O zaman da Hz. Hatice yiyecek gönderir veya getirirdi. Devamı

05 05 2013

Türgeşler

Türgeşler |  görsel 1

    Türgeşler Batı Göktürk Devletinin yıkılması üzerine bağısız hale gelen Türgeşler Talas Çu ve İlli Irmağı ile Issık Gölü dolaylarında yaşıyorlardı. Türgeşler bu bölgedeki diğer Türk kavimlerini de egemenlikleri altına almışlardı. Türgeş Devleti’nin Türk tarihindeki önemi  Göktürklerin yıkılmasıyla dağınık bir durumda yaşayan  kabileleri bir araya getirip 750 yıllarına kadar onları idare etmeleridir. 776 yılında Karluklar Türgeş egemenliğine son verdiler. Türgeşler Emeviler zamanında Maveraünnehir’de   fetihlerde bulunan  Arap ordularıyla mücadele ettiler. Bu mücadeleleriyle Orta Asya Türklerinin Arapların egemenliği altına girmelerini önlediler. Devamı

12 08 2012

Hamidoğulları Beyliği

  Hamidoğulları Beyliği (1300-1423) Merkezi Eğirdir olmak üzere göller Bölgesi'nde kurulmuş bir Türk beylğidir. Türiye Selçullular'nda uc Beyi olan Hamid Beyin Torunu Dündar Bey tarafından kurulmuştur. Dünda Bey Gölhisar, Korkuteli ve Antaya'yı ele geçirerek ülkesinin sınırlarını genişletti. İlhanlı Valisi Timurtaş Anadolu'ya gelerek Dündar Beyi öldürdü. Dündar Beyin oğullaı beyliği yeniden canlandırdılar. Antalyanın Yıldırım Bayezid tarafından alınmasıyla (1390) Beyliğin bu kolu sona erdi . Hüseyin Beyin 1391 yılında ölmünden sonra Osmanlılar, beyliğin bu kolu da son verdi. Ankara savaşı'ndan sonra Korkuteli taraflarında yeniden kurulan bu beyliği Osmanlı Padişahı II. Murad son verdi. Devamı

09 08 2012

Türkiye Selçukluları Devleti

Türkiye Selçukluları Devleti |  görsel 1

    Türkiye Selçukluları Devletinin kurucusu ve ilk Sultanı Süleyman Şah'tır. Süleyman Şah, Kutalmış'ın oğludur. Süleyman Şah'ın babası Kutalmış, Alp Arslan'a karşı giriştiği taht mücadelesi sonucunda öldürülünce, çocukları Süleyman Şah ve kardeşleri, Bizans sınırlarına sürgün edilmişlerdi. Süleyman Şah ve kardeşleri önce Suriye'de faaliyette bulunmuşlarsa da başarılı olamayıp Anadolu'ya yöneldiler. Süleyman Şah Anadolu'ya geldiğinde, Bizans İmparatorluğu karışıklıklar içindeydi. Bu durumdan yayarlanan Süleymam Şah, İznik'i aldı. Süleyman Şah kısa zamanda sınırlarını genişleterek İzmit'i alıp Üsküdar önlerine kadar geldi. Süleyman Şah'ın bu başarıları kardeşi Mansur Bey'i kıskandırmıştı. Mansur Bey'in bir ayaklanma hazırlığında olduğunu öğrenen Süleyman Şah, durumdan haberdar ettiği Melikşah'tan yardım istedi. Melihşah, Anadolu'ya Porsuk Bey komutasında bir ordu gönderdi. Yapılan savaşı Porsuk Bey kazandı ve Mansur Bey öldürüldü. Bu olaydan sonra Melihşah, gönderdiği bir fermanla Türkiye sultanlığı Süleyman Şah'a verdi. Böylece, Anadolu'da Büyük Selçuklu Devletine bağlı olarak Türkiye Selçukluları Devleti kurulmuş oldu. Süleyman Şah, Türkiye sultanı olduktan sonra sınırlarını genişletmek için güneye yöneldi. Tarsus Misis (Adana) Antakya ve Urfa'yı aldı Halep'i almak isteyince Suriye Selçuklu Sultanı olan Tutuş ile arası açıldı. Halep önlerinde yapılan savaşta Süleyman Şah yenildi ve savaş alanında öldü (1086). Süleyman Şah, kısa zamanda gerçekleştirdiği fetihlerle, güçlü bir devlet kurdu. Göçebe Oğuzların daha büyük gruplar halinde Anadoluya gelmele... Devamı

31 07 2012

Mevlid Gecesi

Mevlid Gecesi |  görsel 1

      Mevlid Gecesi İslam dininin kıymet verdiği mübarek gecelerden biri. Mevlid, Arapca "Doğum zamanı" demektir. Kameri takvimdeki aylardan Rebiu'l-evvel ayının on birinci ve on ikinci günleri arasındaki geceye Mevlid gecesi denir. Çünkü bu gece, dünyadaki bütün insanlara en son Peygamber olarak gönderilen Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa'nın (Sallallahü aleyhi ve sellem) doğduğu gecedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam (sallallahü aleyhi ve sellem) nübüvvetten (Peygamber olduğunun bildirilmesinden) sonra, her yıl bu geceye önem verirdi. Her Peygamberin ümmeti kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapardı. Bu gün de bütün, Müslümanların bayramı neş'e ve sevinç günü olmuştur. Dünyanın her yerindeki Müslümanlar, bu kutsal gecede, Kur'an-ı Kerim okuyarak, ibated ederek, mevlid okuyarak Alemlerin Rabbi Allahü Tealaya yalvarırlar. Birbirlerini ziyaret ederek hediyeleşirler. Bu gece, Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam Efendimiz doğduğu için sevinenler affolur. Bu gecede Resüllullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) doğum zamanı görülen halleri okumak, dinlemek, öğrenmek, dinen makbul ve müteber olur. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam bunları anlatırlardı. Eshab-ı Kiram da bir yerde toplanıp okurlar, bu halleri anlatırlardı. Peygamberimiz Hz. Muhammed'ın aleyhisselam doğum zamanı görülen harikalar, sayılamayacak kadar çoktur. " Esselamü aleyküm ya Resüllallah" Hz. Muhammed aleyhisselam buyurdu ki: "Allahü teala bana peygamberlik ihsan etti ve beni size peygamber olarak gönderdi." Sonra da: "(Ey Habibim!) Onlara de ki: Ey insanlar! Ben sizin hepinize gelmiş, Allahü tealanın resülüyüm. O Allahü teala ki yerlerin ve göklerin sahibi ve idarecisidir. O'ndan başka ibadete müstehak yoktur. Her canlıyı öldüren ve dirilten O'dur." A'raf süresi 158. ayet-i kerimesini okudu. ... Devamı

19 07 2012

Orhan Gazi

  Orhan Gazi (1281-1362) Osmanlı padişahlarının ikincisi 1281 yılında Söğüt'de doğdu. Babası Osmanlı Devleti ve Hanedanının kurucusu Osman Bey (Gazi) Annesi Şeyh Edebali'nin Kızı Mal Hatundur. 1324 yılında babası Osman bey (Gazi)'nin yerine tahta geçti 1326 yılında Bursa'yı alarak burayı başkent yaptı. Bursa'da ilk Osmanlı sikkesini (Akçesini) yaptırdı. 1329 yılında İznik'i aldı. bunun üzerine şehri kutsal sayan Hıristiyanlar İmparator III. Andronikos komutasında Osmanlıların üzerine yürüdüler Orhan Gazi Pelekanon (Maltepe) savaşında Bizanslı'ları yenilgiye uğratarak ilk büyük meydan savaşını kazandı. 1334 yılında Gemlik'i bir yıl sonra Armutlu'yu 1337 yılında da İzmit'i aldı. 1340 yılında Karasioğulları da Osmanlı üstünlüğünü tanıdılar. 1354 yılında Türk tarihinin en önemli olaylarından biri gerçekleşti ve Osmanlılar Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman paşa'nın komutasında Rumeli'ye geçtiler. Fetih ve yerleşme siyaseti bu olaydan sonra başladı. 1347 yılında Osmanlılar Bizanslılar'ın müttefiki olarak Edirne'yi Bulgarlar'dan alan kuvvetlere 6.000 kişiyle katıldılar. III. Yoanis daha sonra aynı Türk birliği ile aynı yılın şubay ayında Bizans'a girerek Paleogolos hanedanına son verdi. 1352 yılında Marmara adası alındı, Üsküdar ele geçirildi. Süleyman Paşa 1354 yılında Ankara'yı işgal etti. Orhan Gazi 81 yaşında öldüğü zaman Osmanlı Devleti 102.000 km'lik bir alana yayılmıştı. Orhan Gazi Osmanlı Padişahları arasında en çok yaşayanıdır. Bursa'da kurduğu medrese, İslam aleminin sayılı kültür merkezlerinden biri olmuştur. Türbesi Bursa'dadır. ... Devamı

15 01 2012

Tolunoğulları

  Tolunoğulları (868-905) Mısır’da kurulan ilk Türk devletidir. Kurucusu Tolunoğlu Ahmet’tir. Tolunoğlu Ahmet Mısır’a vali atandıktan sonra Abbasi halifesi ile anlaşmazlığı düştü ve emrindeki Türk askerlerine ile birlikte bağımsızlığını 868 yılında ilan etti. Tolunoğlu Ahmet 16 yıl kadar süren hükümdarlığı sırasında Suriye, Lübnan, Filistin’i ele geçirerek güçlü bir devlet kurdu. Tolunoğlu Ahmet’in ölümünden sonra yerine geçen oğulları döneminde ülke içinde karışıklıklar çıktı. Tolunoğullarının Mısır’daki hakimiyetine 905 yılında Abbisiler son verdi. Devamı

23 11 2011

Fetih Hutbesi

  Fetih Hutbesi Hz Muhammed aleyhisselam.  “Bugün, Ka’be’nin tekbirle ve tevhidle şanlanacağı gündür!” diyordu. Kan dökülmesini istemiyordu. Nitekim ertesi sabah dört bir yandan şehre girildi.. Sadece Halid b. Velid, kendilerine saldıran bir guruba hücum etmek mecburiyetinde kalmış ve birkaç müşrik ölmüştü. Hz. Peygamber’in çadırı Hacun’a kurulmuştu. Efendimiz oradan mütevazı bir şekilde devesinin üzerinde Ka’be’ye gelmişti. Ka’be’deki putları “Hak geldi batıl geldi batıl zail oldu...” mealindeki ayetleri okuyarak kırdı. Ka’be içindeki ve çevresindeki bütün putları temizleyerek içeride namaz kılıp tekbir getirdikten sonra Ka’be kapısı önünden birikmiş insanlara iradettiği hutbede “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız O vardır, O’nun eşi ve ortağı yoktur. Vaad’ini yerine getirdi, Okuluna yardım etti. Aleyhimizde toplanan kuvvetleri yalnız başına hezimete uğrattı. İyi biliniz ki, bütün cahiliye adetleri, bütün mal ve kan davaları bugün şu iki ayağımın altındadır. Yalnız Ka’be hizmeti ve hacılara su dağıtma işi bunların dışındadır. Ey Kureyş topluluğu! Allah sizden cahiliyet gururunu; babalarla soylarla büyüklenmeyi gidermiştir. Bütün insanlar Adem’den, Adem de topraktan yaratılmıştır. “diyor sonra da”..Allah’ın katında en değerlinin en müttakinizdir.” Anlamındaki ayeti okuyordu. Böylece Allah katında bütün insanlığın eşit olduğunu, üstünlüğün fazilet ve takvada olduğunu belirtiyordu. ... Devamı

04 09 2011

Peygamber Efendimizin Yüksek Ahlakı

    Peygamber Efendimizin Yüksek Ahlakı   Allahü Teala Sevgili Peygamberine Sallallahü aleyhi ve selleme verdiği iyilikleri ihsanları sayarak Hz. Muhammed aleyhisselamın mübarek kalbini okşarken kendisine güzel huylar verdiğini de saymakta mealen: (" SEN GÜZEL HUYLU OLARAK YARATILDIN") buyurmakdadır.. İkrime (r.anh) buyuruyor ki "Abdullah ibni Abbas'dan işittim.: Bu ayet-i kerimede, " Huluk-ıazim" yani güzel huylar Kur'an-ı Kerimin bildirdiği ahlaktır. Ayet-i Kerimede mealan: "Sen Huluk-ı azim üzeresin" (Kalem süresi:4) buyruldu. Huluk-ı azim: Allahü Teala ile sır gizli şeyleri bulunmak insanlar ile de güzel huylu olmak demektir. Çok kimselerin İslam dinine girmesine Hz. Muhammed aleyhisselamın güzel Ahlakı sebeb oldu. sözleri gayet tatlı olup gönülleri alır, ruhları cezp ederdi. Aklı o kadar çoktu ki Arabistan yarımadasında, sert inatçı insanlar arasında gelip çok güzel idare ederek ve cefalarına sabrederek onları yumuşaklığa ve itaate getirdi. Çoğu dinlerini bırakıp müslüman oldu ve din-i İslam yolunda babalarına ve oğullarına karşı harb etti. Hz. Muhammed aleyhisselam uğrunda mallarını, yurtlarını feda edip kanlarını akıttı. Halbuki böyle şeylere alışık değildiler.Güzel huyu yumuşaklığı affı sabrı ihsanı ikramı o kadar çoktu ki herkesi hayran bırakırdı. Görenler ve işitenler seve seve müslüman olurdu. Hiç bir hareketinde hiç bir işinde hiç bir sözünde, hiç bir zaman hiç bir çirkinlik hiç bir kusur görülmemiştir. Kendisi için kimseye gücenmediği halde din düşmanlarına dine dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi. Hz. Muhammed aleyhisselamın binlerce mucizesi göründü, bunu dost-düşman herkes söyledi. Bu mucizeleri... Devamı

15 08 2011

Müslüman

    Müslüman İslam dinine inanıp kabul eden. İman edip de ibadet edene " Müslüman" veya " Müslim" denir. Mümin de, müslim ile aynı manadadır. Allahü tealanın insanların dünya ve ahirette saadete, kurtulaşa kavuşmaları i,çin gönderdiği hak, gerçek olan dinlerde bildirilen iman esaslarını diliyle söyleyip, kalbiyle tasdik eden ve yapılması emredilen ibadetleri yerine getiren kimseye Mümin ve Müslim ( Müslüman) denilmiştir. İlk Peygamber Adem aleyhisselamdan son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve selleme kadar bütün peygamberlerin her sözünün doğru, kıymetli ve faydalı olduğuna inanan kimse Müslümandır.Hz. Muhammed aleyhisselamın Peygamberliğini bildirdiği zamandan itibaren dünyada bulunan ve kıyamete kadar gelecek bütün insanların Müslüman olabilmeleri için Hz. Muhammed aleyhisselamın Peygamberliğini kabul etmeleri ve bildirdiği her sözüne hiç tereddüt etmeden inanmaları lazımdır. Son din olan İslamiyetin gönderilmesinden sonra, Allah bütün insanların bu dine uymalarını emretmiştir. Bir insanın hakiki Müslüman olması, her sözünde ve hareketinde Hz. Muhammed (s.a.s.) tabi olması ile mümkündür. Hakiki Müslüman demek: iman, amel ve ahlakta yükselmiş, manevi ve maddi olarak üstün vasıflara sahip kimse demektir. İslam dini insanları ruhen ve bedenen yükseltmek için gönderilmiştir. Müslüman, İslamiyete bağlandığı ve uyduğu nisbette yükselir. Böyle yükselen bir Müslüman, dostlarına ve düşmanlarına hep iyilik, adalet, cömertlik yapar. Nitekim Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam buyurdu ki: "İyi huyları tamamlamak, iyi ahlakı dünyaya yaymak için gönderildim." Mü... Devamı

06 08 2011

Oğuzlar (Uzlar)

    Oğuzlar (Uzlar)   Türk boylarının en kalabalık ve en güçlü topluluğu olan Oğuzlardan bir blümü XI. yüzyıl ortalarında Karadeniz'in kuzeyine doğru göç ettiler. Kıpçakların ve Rusların baskısı sonucu Balkanlara indiler. Slavlar ve Peçeneklerle savaştılar. 1068' de Macaristan'a düzenledikleri akında, başarılı olamayına bir kuvvet olmaktan çıktılar. Çeşitli bölgelere dağılan Oğuzlardan bir kısmı, Bizans tarafından Makedonya'ya yerleştirildi. Oğuzların bir kısmı ise güneye inerek İslamiyeti kabul ettiler. XI. yüzyılın ortalarına doğru Selçuklu devletini kurdular. XIII. yüzyıldaki Moğol istilasından kurtulabilmek için deAnadolu'ya göç ettiler. Oğuzlar, Müsüman olduktan sonra, Müslüman komşuları, onlara, Müslüman Türk anlamında, "Türkmen" adını verdiler. Günümüzde Türkmenistan, İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan, Türkiye, Kıbrıs ve Balkanlarda yaşayan Türklerin ataları Oğuzlardır. Devamı

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim Religion Blogs
religion blog Top religion blogs