
Altın Orda Devleti (1241-1502)

Altın Orda Devleti (1241-1502)
Cengiz Han, devleti dört oğlu arasında paylaştırdığı oğlu Cuci'ye, Aral gölünün batısındaki Kıpçak illeri düşmüştü. Cuci, babasından önce ölünce, Kıpçak ili, Çocukları arasında paylaştırıldı.Büyülk oğlu Ak Orda, Hazar denizinin batısını ; ikinci oğlu Şeyban, Hazar denizinin kuzeyini ; üçüncü oğlu Kök Orda, (Gök Orda) Sibirya taraflarını aldı. En küçük oğlu Batu Han, Volga'nın aşağı kısmında bulunan Saray şehrini başkent yaparak, Altın Orda Devletini kurdu. Batu Han, Ruslar ve Lehlilerle savaştı.Moskova ve Kiev şehirlerini aldı.Ülkenin sınırları Aral gölünden, Macaristan içlerine kadar genişledi.Berke Han zamanından Kafkasya ve Azerbaycan için İlhanlılarla savaşıldı.Berke Han zamanında İslamiyet kabul edildi.Özbek Han zamanında bütün Altın Orda halkı müslüman oldu.Bu dönemde çıkan iç karışıklıklardan yaralanan Akorda hanı Toktamış, Altın Orda hanlığını ele geçirdi.Toktamış Hn, Rusları yenilgiye uğrattı. ve Altın Orda Devletini önemli bir güç haline getirdi.Ancak, bir süre sonra Timur'la arası açıldı.Timur karşısında başarılı olamayan Toktamış Han, kaçmak zorunda kaldı. Timur, Altın Orda tahtına Timur-Kutluk'u geçirdi. ve geri dönmeden önce, bu ülkeyi bir daha toparlanamayacak şekilde tahrip etti. Bu olay sonrası Altın Orda Devleti parçalanma sürecine girdi.1437'de Kazan Hanlığı, 1441'de Kırım Hanlığı kurularak Altın Orda Devleti parçalandı.
1502'de Kırım Hanı Mengil Giray, Altın Orda Devletine son verdi.Altın Orda'nın dağılmasından sonra Kırım, Kazan, Astırhan (Astrahan), Sabir ve Nogay hanlıkları ortaya çıktı. Başlangıçta bir Moğol devleti olarak ortaya çıkan Altın Orda, kurulduğu bölgede yaşayan Kıpçak Türklerinin etkisiyle zamanla Türkleşti.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Beni Ahmer Devleti (1232-1492)

Beni Ahmer Devleti (1232-1492)
Endülüs Emevi Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulan devletler içinde en uzun süre yaşayan Beni Ahmer Devleti oldu. Bu devletin başkenti Gırnata'ydı. Beni Ahmer Devleti döneminde kültür ve uygarlık alanında büyük gelişmeler oldu.Beni Ahmer Devleti 250 yıldan fazla yaşadı. 16. yüzyılın sonlarında Katilya Kraliçesi İsabella ile Aragonya Kralı Ferdinand'ın evlenmesi ile İspanya birliği kurulmuştu.Bu olay Beni Ahmer Devleti'ni güç durumde bıraktı.1492'de Gırnata'nın İspanya kralına teslim olmasıyla Beni Ahmer Devleti sona erdi.
Böylece İspanya'daki yaklaşık sekiz yüz yıllık İslam egemenliği sona erdi. İspanyollar, Müslümanlara çok kötü davrandılar. İslam kültür ve uygarlığın en gözde yerlerinden biri olan Endülüsü, harebe durumana getirdiler. İslam uygarlığının görkemli eserleri tahrip edildi.İspanya'da kalan son Müslümanları ve Yahudileri Oruç Reis ve Kardeşi Hızır Reis (Barbaros), gemilerle Kuzey Afrika'ya taşıdılar. Öte yandan Osmanlılar, İspanya'dan çıkarılan Müslümanları ve Yahudileri ülkeye kabul ettiler.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Peygamber Efendimize Tabi Olmak
Peygamber Efendimize Tabi Olmak.
Hz. Muhammed aleyhisselama Tabi olmak.O'nun gittiği yolda yürümektir. Hz. Muhammed aleyhiselamın yolu, Kur'an-ı Kerimin gösterdiği yoldur. Bu yola "Din-i İslam" denir. Hz. Muhammed aleyhisselama uymak için önce iman etmek, sonra müslümanlığı iyice öğrenmek, farzları yapmak, haramlardan kaçınmak lazımdır. Bunlardan sonra sünnetleri yapıp mekruhlardan kaçınmak lazımdır. Bunlardan sonra mübahlardan da Hz. Muhammed aleyhisselama uymağa çalışmalıdır. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselama uymak saadet kapısından içeri girmek demektir. Allahü Teala dünyadaki bütün insanları saadete davet için Hz. Muhammed aleyhisselamı gönderdi. İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünya ve ahiretin Efendisi olan Hz. Muhammed aleyhisselama tabi olmağa bağlıdır. Hz. Muhammed aleyhisselama uymanın ufak bir zerresi bütün dünya ni'metlerinden ve ahiret saadetlerinden kat kat üstündür. İnsanlık şerefi ve meziyeti Hz. Muhammed aleyhisselama tabi olmaktadır. Resülullaha sallallahü aleyhi vesellem uymak için Müslümanların dört mezhepten birine uymaları şarttır. Hak olan dört mezhebin hepsi "Ehl-i Sünnet Vel Cemaat" itikadında olup imanlarında inaçlarında hiç ayrılık yoktur. Çünkü Allahü Teala, bütün müslümanların aynı imanda birleşmelerini ve birbirlerini sevmelerini emretmiştir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Hz. Muhammed (a.s.)'mın Mübarek Nur'unun yaratılması
Hz. Muhammed (a.s.)'mın Mübarek Nur'unun yaratılması
Allahü Teala hiç bir şeyi yaratmadan önce, Sevgilisi Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın mübarek nurunu yarattı. Tefsir ve hadis alimlerimizden çoğu bildirdiler ki"Cenab-ı Hak kendi nurundan latif ve büyük bir cevher yaratıp, ondan bütün kainatı sıra ile vücuda getirdi. Bu cevhere "Nur-ı Muhammedi" denir. Bütün ruh ve cisimlerin başlangıcı ve menşei bu cevherdir. Eshab-ı Kiramdan Cabir bin Abdullah, bir gün "Ya Resülallah! Allahü Tealanın her şeyden evvel yarattığı şey nedir? diye sorunca "Her şeyden evvel senin Peygamberinin yani benim nurumu kendi nurundan yarattı. O zaman, levh, kalem, Cennet, Cehennem, melek, sema (gökler), arz (yeryüzü), güneş, ay, insan, ve cinler yoktu" buyurdular.
Kaynak: Hz. Muhamed (a.s.) Hayatı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Hz. Muhammed (a.s.) Çocukları
Hz. Muhammed (a.s.) Çocukları
Hz. Muhammed aleyhisselam'ın Kasım ve Abdullah adlı iki oğullarıyla; Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma adlı kızları Hz. Hatice'den, İbrahim adlı oğlu ise Mariye'den doğmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam Hz. Hatice sağ oldukça ikinci bir kadınla evlenmemiştir, öteki evlilikleri O'nun ölümünden sonraya rastlar. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam'ın en büyük çocuğu Kasım olup bu yüzden "Ebu'l-Kasım: Kasımın babası" diye künyelenmiştir. Ancak Kasım iki yıl yaşadıktan sonra ölmüş, Abdullah da küçükken ölmüştür. Medine devrinde doğan İbrahim de henüz süt emen bir çocuk iken ölmüştür. Bütün evlatları Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam'dan evvel ölmüşler, yalnız Fatıma, Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam'ın ölümünden altı ay sonra ölmüştür.
Hz. İbrahim aleyhisselam
Hz. İbrahim aleyhisselam
Hz. İbrahim (a.s.) "Ulü'l-Azm (azm sahibleri)" denilen büyük peygamberlerden biridir. Bunlar, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm, Hz. Nuh aleyhisselâm, Hz. Musa aleyhisselâm ve Hz. İsa aleyhisselâm olmak üzere beş peygamberdir.
Hz. Nuh (a.s.) peygamberin çocukları yeryüzüne dağıldıktan sonra Ham'ın soyundan "Nemrud" adında bir adam, birçok kabileleri başına toplayarak Babil'de, şimdiki Musul şehrinin bulunduğu yerlerde Babil hükümetini kurmuştu. Babil ülkesine "Geldanistan" denildiği gibi, hükümdarlarına da "Nemrud" denilir.
Babil halkı arasında "Saibe" denilen sapık bir din türemişti. Bunlar, güneşe, aya, yıldızlara, putlara ve hükümdarlara tapmakta idiler. Yüce Allah, Nemrud İbni Ken'an zamanında Babil halkına Hz. İbrahim aleyhisselâm'ı peygamber olarak gönderdi. O'na on sayfalık kitab verdi.
Hz. İbrahim aleyhisselam Babil halkına gerçek dini bildirmeye başladı onları hak dine çağırdı. Doğup batan, sönüp giden şeylerin tapılmaya uygun bulunmadıklarını onlara söyledi. Fakat onlar aldırmadılar. Bir yortu günü insanlar şehir dışına çıkmışlardı. Hz. İbrahim aleyhisselâm şehirde kaldı. Putların bulunduğu yere giderek bir kısım putları kırdı. Elindeki baltayı da büyük bir putun boynuna astı. İnsanlar şehire dönüp bu durumu görünce, bunu Hz. İbrahim'in (a.s.) yaptığını anladılar.Hz. İbrahim de: "Eğer söyleyebilirse sorunuz; bunu bu büyük put yapmıştır!" dedi. Dediler ki:
"Hiç cansız olan bir put böyle bir şey yapabilir mi?" Hz. İbrahim de:
"Madem ki bunlar cansız, ellerinden bir şey gelmez şeylerdir; artık niçin bunlara tapıyorsunuz?" dedi.Hz. İbrahim aleyhisselâm bu cahil kavme, ne kadar sapıklık ve anlayışlık içinde kaldıklarını bu hareketi ile anlatmak istemişti. Bunun üzerine hepsi de biraz sustular, cahilliklerini anlar gibi oldular. Ne yazık ki, cehalet gururları tekrar baş gösterdi. Sapıklıklarında ısrar ettiler. Hz. İbrahim'i, (a.s.) yaktıkları büyük bir ateş içine attılar. Fakat ateş, Yüce Allah'ın emri ile gül bahçesi kesildi, O'nu yakmadı. Bu Allah'ın büyük bir mucizesi idi. Bunu görenlerden bazıları iman ettiler. Hz. İbrahim (a.s.)de bu iman edenleri ve kendi aile halkını yanına alarak Şam memleketine hicret etti. Bir aralık kıtlık olunca Mısır'a gitti. Sonra da dönüp Ken'an ilinde (Beyt-i Makdis) çevresinde bulundu. Hz. İbrahim aleyhisselâm rivayete göre,Hz.Adem aleyhisselâm'ın yaratılışından üç bin üç yüz otuz yedi sene sonra Babil'de doğmuş ve yüz yetmiş beş veya iki yüz sene yaşamıştır. Kudüs'e bağlı "Halilürrahman" kasabasında bir mağara içinde zevcesi Sare ile beraber gömülmüştür.
Hz. İbrahim'e "Halilullah" denir. Ona bütün milletler saygı gösterir. Son derece misafirsever idi. Minberde hutbe okumak, misvak kullanmak, sünnet olmak, tırnak kesmek işleri, Hz.İbrahim'in (a.s.) bazı sünnetlerindendir. Kabe-i Muazzama'yı, oğlu Hz.İsmail aleyhisselâm ile ilk olarak veya yenileyerek inşa etmiştir.Hz. İbrahim aleyhisselam "Allah'ın Dostu" dur
İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir. (Nisa Suresi, 125)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Şinasi (1826-1871
Şinasi (1826-1871
5 Ağustos 1826'da İstanbul'da doğdu. 13 Eylül 1871'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi İbrahim Şinasi. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829'da Osmanlı-Rus Savaşı'nda şehit oldu. Annesi onu yakınlarının desteğiyle büyüttü. İlköğretimini Mahalle Sıbyan Mektebi'nde ve Feyziye Okulu'nda tamamladı. Müşiriyeti Mektubî Kalemi'ne katip adayı olarak girdi. Arapça ve Farsça, Fransızca öğrendi. 1849'da bilgisini artırması için devlet tarafından Paris'e gönderildiTanınmış bir Türk gazetecisi, yazar ve şairidir. Türkiye'deki öğrenimini tamamladıktan sonra 1839 yılında öğrenimini ilerletmek için Avrupa'ya gönderildi. Şinasi bu maksatla batıya gönderilen ilk Türk sivil öğrencisidir. Yurda döndükten sonra bazı resmi görevlerde bulundu ise de çeşitli anlaşmazlıklar yüzünden basın hayatına atıldı. Önce Agah Efendi ile beraber " Tercüman-ı Ahval" gazetesini çıkardı. Birkaç yıl sonra " Tasvir-i Efkar" ı çıkarmaya başladı. Şinasi bu arada çok geniş ölçüde bir Türk lügatı hazırlıyordu. Namık Kemal'i gazetesine alıp bir süre yetiştirdikten sonra Tasvir-i Efkar'ı ona bırakıp tekrar Fransa'ya giderek bu alandaki çalışmalarına devam etti. 1870 yılında yurda döndüyse de ömrü bu büyük eserini tamamlamaya yetmedi ertesi yıl genç yaşta öldü. Şinasi fikir ve edebiyat alanında Batı'ya yöneliş hareketimizin öncülerindedir. Tiyatro, şiiri dil ve gazetecilik alanında büyük hizmetleri oldu. Bütün bu alanlarda edebiyata yenilikler getirdi. " Şair Evlenmesi" adlı bir perdelik komedisi Türk edebiyatının ilk tiyatro eseridir. Bu değerli fikir adamının en büyük eseri hazırladığı " Kamus" idi. Ancak ölümü üzerine eseri yarım kalmıştır. Başlıca eserleri " Tercüme-i Manzume", " Şair Evlenmesi", " Müntehabat-ı Eş'ar", " Durub-ı Emsal-i Osmaniye"dir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ridaniye Şavaşı
Ridaniye Savaşı (1517)
Osmanlı ordusunun kesin zaferiyle neticelenen Osmanlı- Memlük meydan muharebesi. 22 Ocak 1517 tarihinde Kahire yakınlarındaki Ridaniye mevkiinde Osmanlı Memlük Sultanı Tomanbay arasında meydana geldi. Neticesi itibariyle İslam ve Osmanlı tarihi bakımından önemli hadise ve değişikliklere sebep oldu. Yavuz Sultan Selim Han. Osmanlı Devleti aleyhine başka devletlerle ittifak içine giren Memlük Devletine karşı. 1516 yılında Mısır Seferine çıktı.Sina Çölünü beş günde geçerek, Salihiye'ye geldi. Sina Çölünü geçerken yağmur yağınca, her birine dörder ve altışar çekim hayvanının koşulduğu ağır arabalardaki yüzlerce top kumların katılaşması sayesinde kolayca geçirildi. Osmanlı ordusu 21 Ocakta Kahire'ye çok yakın Birket-ül- Hac mevkiinde konakladı. Tomanbay kumandasındaki Mısır-Memlük ordusu Adiliye'deydi Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye köyü ovası önündeki cephesi kuzeydoğuya dönük bir mevzi hazırlayıp bir siper ve gerisine gömülen iki yüz top vardı. Toplar Avrupa'dan getirilmiş olup topçular yabancıydı. Tomanbay'ın taktik planı Osmanlıların taarruzunu önce topçu ateşiyle kırdıktan sonra süvarilerin ve hassa ordusu cündilerin karşı taarruzu ile Osmanlı ordusunu yok etmekti. Memlük ordusunun mevcudu 50.000 civarında bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim Han esirlerden ve keşif neticesinde Memlük muharebe usulünü tespit ettirdi. Vakit geçirmeden düşmana son darbeyi vurmak için çok dahiyane ve cüretli bir kararla harekete geçildi. Ridaniye mevziine cepheden taaruz vazifesi yapacak ihtiyati kuvvetleri bıraktıktan sonra asıl kuvvetlerle 21-22 Ocak 1517 gecesi Kahire'nin doğusundaki El-Mukattam Dağını dolaşarak sarktı. Osmanlı toplarını sür'at ve maharetle uygun yerlere yerleştirdi. Böylece Sultan Selim Han Memlüklerin beklemediği bir istikametten taarruz etmekle, Mısırlıları baskına uğratıp, taktik planlarını bozarak, uzun zamandan beri büyük emeklerle hazırladıkları nevzi ve topları muharebe dışı bırakacaktı. 22 Ocak sabahı harp başlamadan önce iki tarafın muharebe düzeni bu haldeydi. Muharebe 22 Ocak 1517 sabahı erken saatlerde başladı. Osmanlı alayı hücüma geçince, Tomanbay önçeden mevzilerde hazır beklettiği topların ateşe başlamalarını emretti. Bu arada gerilerine sarkmış bulunan asıl Osmanlı kuvvetlerinin " Allah, Allah" nidaları ile kendilerine hücüm ettiğini görünce, şaşkına döndü. Topların mevzilerinde kalıp işe yaramadı. Memlük ordusu iki ateş arasında kaldı. İki taraf da kıyasıya muharebeye tutuştu. Memlüklerin Osmanlı merkezine karşı ileri atılmaları üzerine, Veziriazam Hadım Sinan Paşa kumandasındaki sağ kanat ve vezir Yunus Paşa emrindeki sol kanat kuvvetleri taarruza geçerek Mısırlıların yan ve gerilerini kuşattı. Bu arada savaşı kaybetmek üzere olduğunu anlayan Tomanbay yanına aldığı iki yüz seçme askerle padişahın otağına saldırdı. Padişahı öldürebilirse Osmanlı ordusunun dağılabileceğini hesaplamıştı. Yavuz zannettikleri Sinan Paşanın kuvvetlerini yararak etrafını çevirdiler. Sinan Paşa azim ve kahramanlıkla mücadele ettiyse de şehit düştü. Yavuz Sultan Selim bu kısma Bali Ağa kumandasında yardımcı birlikleri gönderip durumu lehine çevirdi. Muharebe akşama doğru Osmanlı ordusunun zaferiyle neticelendi. 25.000 kayıp veren Memlük ordusunun geride kalanları Kahire'ye ve oradan Sait istikametine çekildi. Osmanlı zaferiyle neticelenen Ridaniye Meydan Muharebesi Osmanlı Devletine ve Dünya tarihine pekçok maddi ve manevi faydalar sağladı. Mısır, Arabistan Yarımadası, Osmanlı hakimiyetine geçti. Halifelik, Yavuz Sultan Selim Han geçerek Osmanlı padişahları saltanata ilaveten hilafet makamına da sahip olmalarıyla İsalam aleminin de lideri oldu.
Kaynak: yeni rehber ansiklopedisi
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Kutalmışoğlu Süleyman Şah
Kutalmışoğlu Süleyman Bey (1070-1086)
Selçuk Beyin oğlu Arslan Yabgu'nun torunu ve Selçuklu beylerinden Melik Şihabeddin Kutalmış Beyin oğlu Gazi Süleyman Şah, Anadoluyu baştan başa fetheden ve bir Türk yurdu haline getiren Türk yiğididir. Alparslan'la birlikte Malazgirt muharebesine iştirak eden Gazi Süleyman Bey muharebede büyük kahramanlık göstermiştir. Zaferin kazanılmasından sonra Sultan Alparslan bu namlı kumandanını Anadolunun fethiyle görevlendirdi. Gazi Süleyman Bey kahraman fedâileriyle birlikte Anadolu içlerine dalarak süratle fetih hareketine girişti ve birkaç sene içerisinde muazzam fetihler yaparak Anadolunun büyük kısmını ele geçirdi. Gazi Süleyman Bey, Artuk, Tutuş, Dânişmend, Saltuk Beyler gibi büyük kumandanları, akıncı bölükleriyle çeşitli bölgelere göndermişti. Bu kumandanlar zaferler kazanarak Anadolunun bir Türk ülkesi olmasını temin etmişlerdir. kayseri civarında bir Bizans ordusunu yenerek Marmara bölgesine kadar sokuldu ve İznik şehrini zaptederek mekez edindi. Arkasından Güney Marmara kıyıları ile İzmit şehrini de zaptederek üsküdar'a kadar geldi. Bu sırada Bizans taht çekişmeleri içinde idi. 1077 tarihinde Melikşah, Süleyman Bey'e bir ferman göndererek onu zaptettiği yerler kendisinin olmak üzere Anadolu Sultanı ilan etti. Bu suretle Büyük Selçuklular'a bağlı olarak Anadolu Selçukluları Devleti kurulmuş oldu. Bundan sonra Tarsus, Urfa ve Antakya şehirlerini de alan Süleyman Bey, Suriye Selçukluları elinde bulunan Halep'i de almak isteyince Sultan Tutuş'la çıkan savaşta şehit düştü.Cenazesi büyük bir cemaatle kılınan cenaze namazından sonra Halep kapısında defnedildi. Kabri şu an Suriye sınırları içerisindeki Caber Kalesinde olup, bu büyük şehit ay-yıldızlı Türk bayrağının gölgesinde yatmaktadır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
blogumdaki yazılar. Alıntı ve kopya değildir. blogumdaki yazılar. Değerli yazar ve tarihçilerimizin pek kıymetli eserlerinden ve Yeni Rehber Ansiklopedisi, İslam devletleri tarihi, İslam dini. Büyük istifademiz oldu. Hepsine en derin takdir ve teşekürlerimizi, buracıktan arz etmek borcumuzdur. Hepsinden Allah razı olsun. Gayret bizden taktir Allahü tealadan.




























