TÜRK İSLAM TARİHİ


TÜRK İSLAM TARİHİ

TÜRK TARİHİ İSLAM TARİHİ

SAVAŞLARI. FETİHLERİ, TÜRK SULTANLARI, DÖRT HALİFE, İSLAM DİNİ,HZ. MUHAMMED (S.A.S.), TÜRKLERİN İSLAM VE DÜNYA TARİHİNDEKİ YERİ.

TÜRK TARİHİ

                       
İSLAM TARİHİ















SİTEDEKİ YAZILAR ALINTI VE KOPYA DEĞİLDİR.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Ana ve Baba Hakkı



Ana ve Baba Hakkı
Güzel Dinimiz, evladın anne ve babasına hizmet etmesini emretmiş ve bunu bir ibadet saymıştır. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim de ("Allah'a ibadet ediniz!") buyurduktan sonra ("Anaya,babaya iyilik ediniz") diye emretmektedir. Ane ve babaya hizmet ederken (öf) bile demeyi yasaklamıştır. Ana ve Babasını razı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Ana ve Babası razı olmayan kimse için de Cehennemde iki kapı açılır. Bir kimsenin Ana ve Babsı zalim olsalar dahi onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak yasaktır. Allahü Teala buyurdu ki. (" Ey Musa! Günahlar içinde bir günah vardır ki benim yanımda çok ağır ve büyüktür. O da Ana-baba evladını çağırdığı zaman emrine uymamasıdır. Allahü Tealanı rızası dinine bağlı olan ana ve babasının rızasında, Allahü Tealanın gazabı, dinine bağlı olan ana ve babanın gazabındadır.Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam bir Hadis-i Şeriflerinde buyurdu ki. (" Cennet, anaların ayağı altındadır") yani sana dinini imanını öğreten ananın babanın rızasındadır. Hak Teala hazretleri Hz. Musa aleyhisselama dedi ki, (" Ey Musa! Ana-Babasını razı eden, beni razı etmiş olur. Ana-babasına asi olan bana muti (iyi) olsa bile onu fenalar tarafına ilhak ederim"). Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam buyurdu ki: ("Ana-babaya iyilik etmek, nafile namaz, oruç ve hac faziletlerinden daha faziletlidir. Ana-babasına hizmet edenlerin ömrü bereketli ve uzun olur. Ana-babasına karşı gelip, onlara asi olan mel'undur").

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Akrabayı Ziyaret (Sıla-ı Rahm)




Akrabayı Ziyaret (Sıla-ı Rahm)
Anayı, babayı ve kendileriyle evlenmek haram olan akrabaları ziyaret etmek, Allahü Tealanın emridir. Terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa selam göndererek  arayarak bu günahlarından kurtulmalıdır. Selamın ve sözle para ile yardımın miktarı ve zamanı yoktur.Allahü Tealadan korkup Sıla-ı Rahm yapanın, yani akrabasını ziyaret edenin ömrü uzar. Malı çoğalır, geçimi kolaylaşır. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam buyurdu ki:
("Sıla-ı Rahm yaban demek, dostlarından ve akrabasından gördüğü iyiliğe karşı ona iyilik yapan değil, kendisinden kesilen (kendisini arayıp sormayan) akrabasını arayıp, ziyaret ve iyilik edendir.")
("Allahü Tealadan korkun, akrabanızı ziyaret edin, onlara yardım edin! Çünkü Sıla-ı Rahm yaban, yani akrabayı ziyaret ve onlara yardım sizin için dünyada bereket, ahirette ise günahlara mağfirettir")
("Allahü Tealaya ve kıyamet gününe inanan, Sıla-ı Rahm etsin, akrabasını ziyaret edip yoklasın")
(" Sıla-ı Rahmi kesen Cennete girmez")
("Ömrünün uzun olmasını ve rahat yaşamayı seven Sıla-ı Rahm yapsın")
Kıyamette Arşın altında yer verilecek üç sınıf kimseden birincisi Sıla-ı Rahm yaban kimsedir. "Sıla" vasıl olmak kavuşmak demektir. "Rahm" ise yakınlık, akraba olmak demektir. Sıla-ı Rahm ise akrabaya yaklaşmak, kavuşmak, onları ziyaret etmek, onlara elinden geldiği kadar iyilik etmek demektir. Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:
("Sıla-ı Rahm ömrü uzatır.")
("Sıla-ı Rahm, ailede muhabbetin, malda servetin artmasına ve ömrün uzamasına sebeptir.")
("Ömründen üç gün kalan bir kul Sıla-ı Rahm yaparsa, Allahü Teala, bu sebeple ömrünü 30 sene uzatır. Sıla-ı Rahmi kesen birinin de 30 senelik ömrünü üç güne indirir.")
("İçlerinden Sıla-ı Rahmi terk edenlerin bulunduğu topluluğa rahmet melekleri inmez.")
("Amcayı, dayıyı ve ağebeyi baba yerine koymalıdır. Teyze ve halayı da anne yerine koyarak gerekli hürmeti göstermeli, hizmet etmeli saygıda bulunmalıdır.") Hadis-i Şerifte buyuruldu ki:
("Büyük kardeşlerin, küçükleri üzerindeki hakkı babanın oğlu üzerindeki hakkı gibidir.")
Allahtan korkup akrabasını ziyaret edenin ömrü uzar, malı çoğalır ve aile üyeleri kendisini sever. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam buyurdu ki:
("Akraba ziyaretini kesen kimse benimle oturmasın.")
("Akaraba ziyareti kadar sevabı tez gelen bir iyilik yoktur.")
("Akraba ziyaretini terk edenin cezası da çabuk gelir.")
("İsterse bir selamla bile olsa akrabalarınızı ziyaret edin.")
("Allah katında Namaz ve Akraba ziyareti için atılan adımdan daha sevimli adım yoktur.")

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sakal-ı Şerif



Sakal-ı Şerif
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın mübarek sakal-ı şeriflerinden Müslümanlar tarafından alınıp, teberrüken ( bereketlenmek için) saklanan ve günümüze kadar gelen mukaddes emanete verilen ad. " Lıhye-i seadet" ve "Lıhye-i şerif" diye de bilinen sakal-ı şerif mübarek ay, gün ve gecelerde Müslümanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Eshab-ı kiramın ( radıyallahü anhüm) hepsi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselamı çok severdi. Bu sebeple O'nun hatırası olan şeyleri muhafa ederek mübarek sayarlardı. Resülullah Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın Hudeybiye Gününde Hıraş bin Ümeyye el-Huzai, Veda Haccında da Ma'mer el-Adeviyye bin Ebu Süfyan tıraş ettiler. Eshab-ı kirama da saç ve sakallarını kestirmelerini emir buyurdu. Bu emri yerine getirenler için de " Ya Rabi! Saç ve sakalını kestirenlere sen rahmet eyle." diye buyurdu.Tıraş olduğu zaman saç ve sakal kıllarının Eshab-ı kirama dağıtılmasına izin verdiler. Tirmizi'nin rivayetine göre, Resülullah Efendimiz önce sağ tarafını tıraş ettirdi ve bu sakallarını Ebu Talha'ya verdi. Sol tarafını da tıraş ettirerek diğer Eshab-ı kerima dağıtılmasına izin verdi. Eshab-ı kiram Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselamdan bir nişane ve alemet taşımakta büyük gayret ve istek gösterirlerdi. Halid bin Velid (r.anh) Ebu Talha'dan Peygamber Efendimizin kesilen saç ve sakallarının bir tutamını aldı. Bu mübarek kılları bir muhafaza içine koyarak başlığı içinde vefatına kadar taşıdı. Gazalardaki ve savaşlardaki zaferlerinin sırrı sorulunca da bu mübarek kıllar olduğunu söylerdi.Sakal-ı Şeriflerin muhafazası daha ziyade iki ucu balmumu ile kapatılmış silindir şeklindeki şişelerde olmaktadır. Bunların kenarları altın çerçeveli, zebercet, zümrüt, elmas taşlı sanatlı olanları vardır. Sakal-ı Şerif ziyaretileri mevlit kandillerinde, kadir gecelerinde, yatsı ve teravih namazlarından ve Cuma günlerinde Cuma namazından sonra yapılır. Salatü selamla bulunduğu yerden alınarak, mihrabın önünde yüksek bir sehpa üzerine konur. İmam Efendi ve mahallenin güzel sesli hafızları ile birlikte tehlil ve salatü selam okunarak önce erkekler tarafından ziyaret edilir. Daha sonra da kadınlar ve çocuklar ziyaret eder. Ekseriyetle sakal-ı şerif bohçasının kenarının öptürülüp başa konulmasıyla ziyaret tamamlanır. Bugün İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Mukaddes Emanetler bölümünde Hırka-i Seadet dairesinde altmışa yakın sakal-ı şerif bulunmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mimar Sinan



Mimar Sinan (1489-1588)
Türk sanatının en büyük ustalarından biri, mimarlık tarihimizin dahisidir. Kayseri yakınındaki Ağırnas köyünde doğdu, İstanbul'da öldü. Süleymaniye Camisinin arka tarafında kendisi için yaptırdığı pek sade, açık kemerli türbesinde gömülüdür. Sinan, Yavuz Sultan Selim'in padişahlığı yıllarında İstanbul'a gelip " Yeniçeri Ocağına" girdi. 1514 yılında İran, 1517 yılında Mısır seferlerine, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın ordularıyla birçok savaşa katıldı. Bu savaşlarda " ordu mimarı" olarak kendini gösterdi. ve başarı sağladı. Boğdan seferinden dönüşte devletin baş mimarı Acem İsa'nın ölümünden kısa bir süre sonra 1538 yılında bu görev Mimar Sinan'a verildi. 48 yaşında İmparatorluk Başmimarı olan Sinan, bu tarihten ölümüne kadar geçen 50 yılı aşkın uzun süre içinde dünya mimarlık tarihinin en güzel eserlerini verdi. Üzerinde çalıştığı belli başlı konular köprüler, su kemerleri, camiler, mescitler, türbeler ve hamamlardır. Yaptığı eserlerle dünya ölçüsünde ün kazanan Mimar Sinan'ın böylesine büyük varlık göstermesi, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi güçlü hükümdarların himayesi altında çalışmış olmasına bağlanabilir. Bu çağlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü ve en zengin zamanlarıydı. Türk el sanatları ve kültürü en ileri duruma ulaşmıştı. Çinicilik, taş oymacılığı Mimar Sinan'a büyük yardımcı oluyordu. Bilinen eserleri yanında birçoğu da kaybolmuş, dağıldıkları imparatorluk topraklarında harap olarak durmaktadır. Sağlığında, yapılarına dair ağızdan yazdırdığı ve " Tezkeret-ül-Ebniye" ( Yapılar Tezkeresi) diye anılan kısa biyografisinden anlaşıldığına göre, 73 cami, 49 mescit, ( küçük cami), 50 medrese (okul), 7 darülkura (kitaplık), 17 imaret (yoksullar için aşevi), 6 darüşşifa (hastane), 7 su kemeri, 7 köprü, 27 saray, 19 kervansaray, 5 yiyecek deposu, 31 hamam, 18 türbe ki toplam olarak 315 yapı yapmıştır. En büyük ve en değerli eserleri 1550-1557 yılları arasında yaptığı Sülaymaniye Camisi ile 1574 yılında tamamladığı Edirne'de II. Selim adına Mimar Sinan tarafından  yapılan Selimiye Camisi yapımı 6 yıl süren Mimar Sinan Selimiye için  ustalığımın eseridir der. Eserlerinin bir kısmı İstanbul'dadır. Osmanlı ülkesinde damkasını vurmadığı bir köşe yok gibidir. 1588 yılında İstanbul'da vefat eden Mimar Sinan Süleymaniye Camiinin yanında kendi yaptığı mütevazi ve sade türbeye defnedildi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK



Kelime-i Şehadet Getirmek
İslamın şartlarından birincisi, Kelime-i şehadet getirmektir. Kelime-i şehadet getirmek demek, ( Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülüh) demektir.Müslüman olmanın ilk şartı iman etmektir. İman etmek için Kelime-i şehadeti söylemek, bunun manasını bilmek ve inanmak lazımdır. Kelime-i şehadet'in manası: ( Görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü Tealadan başka, varlığı lazım olan , ibadet ve itaat olunmaya hakkı olan hiçbir ilah, hiçbir kimse yoktur. Görmüş gibi bilir inanırım ki Hz. Muhammed aleyhisselam Allahü Tealanın hem kulu, hem peygamberidir. Hz. Muhammed (s.a.s.) gönderilmesi ile Hz. Muhammed (s.a.s.) önceki peygamberlerin dinleri tamam olmuş, hükümleri kalmamıştır. Sonsuz saadete kavuşmak için ancak Hz. Muhammed (s.a.s.) uymak lazımdır. Hz. Muhammed (s.a.s.) her sözü Allahü Teala tarafından kendisine bildirilmiştir. Hepsi doğrudur. Yanlışlık ihtimali yoktur) demektir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KELİME-İ TEVHİD



Kelime-i Tevhid
( La ilahe illallah Muhammedün Resullullah) demektir. Yeni müslüman olacak kimsenin, bu kelimeyi ( Eşhedü...) ile başlıyarak söylemesi lazımdır. Müslümanların ise bu kelimeyi her zaman söyleyerek imanlarını tazelemelerini Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) emretmiştir. Hadis-i şerifte (" La ilahe illallah") diyerek imanınızı yenileyiniz) buyuruldu. Kelime-i Tevhidin manası: (" Allahtan başka ibadete hakkı olan hiçbir ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam O'nun Peygamberidir") buyuruldu. Kelime-i Tevhid söylemek çok sevaptır. Her fırsatta her zaman sık sık söylemelidir. Bir Hadis-i şerifte, (" Son sözü, " La ilahe illallah" olan Cennete girer) buyuruldu. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Kelime-i Tevhidin fazileti üstünlüğü hakkında buyurdu ki: (" Yerleri ve gökleri terazinin bir kefesine koysalar, bu kelimenin bulunduğu kefe elbette ağır gelir")  (" Yedi kat göklerin ve bunlarda bulunanların ve yedi kat yerin hepsi, " La ilahe illallah" kelimesi ile ölçülse, bu kelimenin sevabı daha çok olur"). (" Allahü Tealayı anmanın en üstünü " La ilahe illallah" dır. Duanın en  faziletlisi " Elhamdülillah" tır. (" Gecenin veya gündüzün bir saatinde, " La ilahe illallah" diyen kimsenin sayfasına ( amel defterinde) bulunan kötülükler silinir, bunların yerine o kadar sevap yazılır).

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

HZ. MUHAMMED ALEYHİSSELAMIN FAZİLETİ (2)



Hz. Muhammed aleyhisselamın Fazileti (2)
26-  Taş üstüne basınca, taşta ayağının izi kalırdı. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı.
27-  İnsanlar ve melekler içinde en çok ilim Hz. Muhammed (s.a.s.)'a verildi. Ümmi olduğu halde, yani kimseden bir şey öğrenmemiş iken Allahü Teala Hz. Muhammed aleyhisselam'a her şeyi bildirmiştir. Hz. Adem aleyhisselama her şeyin ismi bildirildiği gibi Hz. Muhammed aleyhisselama her şeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir.
29-  Ümmetinin isimleri, cisimleri ve aralarında olacak şeyleri hepsi kendisine bildirildi.
30-  Aklı, bütün insanların aklından daha çoktur.
31-  İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi Hz. Muhammed aleyhisselama ihsan olundu. Büyük şair Ömer İbnil Farıd'a: " Resulullah'ı niçin medh etmedin?" dediklerinde: " Hz. Muhammed aleyhisselamı medh etmeğe gücüm yetmeyeceğini anladım. Hz. Muhammed aleyhisselamı medh edecek kelime bulamadım." demiştir.
32-  Kelime-i Şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda, bazı ibadetlerde ve hutbelerde, nasihat etmekte, sıkıntılı zamanlarda, kabirde, mahşerde, Cennet'te ve her mahlukun lisanında Allahü Teala, Hz. Muhammed aleyhisselamın ismini kendi isminin yanına koymuştur.
33-  Üstünlüklerinin en üstünü, Habibullah olmasıdır. Allahü Teala Hz. Muhammed  aleyhisselamı kendisine sevgili, dost yapmıştır. Hz. Muhammed aleyhisselamı herkesten, her melekten daha çok sevmiştir. " Hz. İbrahim aleyhisselamı Halil yaptım ise, seni kendime Habib yaptım" buyurmuştur.
34-  " Sana, razı oluncaya kadar, (yeter deyinceye kadar) her dilediğini vereceğim" ( Duha süresi: 5) mealindeki ayet, Allhü Tealanın Hz. Muhammed aleyhisselama bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, ahkam-ıİslamiyyeyi, düşmanlarına karşı yardım ve galebe ve ümmetine fetihler, zaferler ve kıyamette her türlü şefaat ve tecelliler ihsan edeceğini vad etmektedir. Bu ayet geldiği zaman, Cebrail aleyhisselama bakarak: " Ümmetimden birinin Cehennem'de kalmasına razı olmam." buyurdu.
35-  Gece, gündüz, uyanık olsun, uykuda olsun, yanlız halde başkalarının yanında, yolculukta, evde ve harpte iken, hatta gülerken, ağlarken, mübarek kalbi hep Allahü Teala ile idi. Bazı zamanlarda ise yalnız Allah ile idi. Dünyadaki vazifelerini yapabilmek ve mübarek kalbini beşeriyyet (insanlık) alemine döndürmek için zevcesi Aişe'nin yanına gelip: " Ey Aişe! Biraz benimle konuş." buyurur, ondan sonra Eshabına nasihat ve irşad etmeye giderdi. Sabah namazının sünnetini evinde kılıp, Aişe radıyallahü anha ile bir miktar konuştuktan sonra Eshabına farzı kıldırmak için mescide giderdi. Bu hal peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın husisi hallerindendir. Hz. Aişe ile konuşmadan dışarı çıksaydı, ilahi tecellilerden ve nurlardan dolayı, yüzüne kimse bakamazdı.

36-  Allahü Teala, Kur'an Kerim'de her peygamberi kendi ismi ile bildirmiştir. Hz . Muhammed aleyhisselamı ise ey Resulüm, ey Peygamberim, ey Habibim diyerek zikretmiştir.
36-  Herkesin soyu oğlundan ürer. Hz. Muhammed aleyhisselanın soyu ise, kızı Fatıma'dandır.
37-  Hz. Muhammed aleyhisselamın her sözü, her işi doğrudur. Her ictihadı, Allahü Teala tarafından doğrulanır.
38-  Hz. Muhammed aleyhisselamı sevmek herkese farzdır," Allah'ı seven, beni sever." Buyurmuştur. Hz. Muhammed aleyhisselamı sevmenin alameti, dinine, yoluna, sünnetine ve ahlakına uymakdır.'an-ı Kerim'de " Bana uyarsanız, Allah sizi sever." demesi emrolundu.
39-  Kabirde, bilmediğimiz bir hayatla diridir. Kabirde Kur'an-ı Kerim okur, namaz kılar. Bütün Peygamberler de böyledir.
40-  Dünyanın her yerinde Resulullah'a salevat okuyan Müslümamların selamlarını işiten melekler, kabrine gelip haber verirler. Kabrini her gün binlerce melek ziyaret eder.
41-  Mübarek ruhunu almak almak için Azrail aleyhisselam insan şeklinde geldi. İçeri girmek için izin istedi.
Hz. Muhammed aleyhisselamın Hadis-i Şeriflerini okumak ibadettir. Okuyana sevap verilir.
42-  Ümmetimin amelleri ve ibadetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. Bunları yapanları da görür, günah işleyenlerin affı için dua eder.
43-  Diriyken olduğu gibi, vefatından sonra da dünyanın her yerinde, her zaman Hz. Muhammed aleyhisselama tevessül edenlerin yani Hz. Muhammed aleyhisselamı hatırı ve hürmeti için isteyenlerin  duasını Allahü Teala kabul eder.
44-  Resulullah Hz. Muhammed aleyhisselamın Cennet'te bulunduğu makamın ismi " Vesile" dir. Burası Cennet'in en yüksek derecesidir. Cennet'te bulunan herkese birer dalı yetişecek olan sidretülmünteha ağacının kökü oradadır. Cennettekilere her nimet bu dallardan gelecektir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

HZ. MUHAMMED ALEYHİSSELAMIN FAZİLETİ (1)



Hz. Muhammed aleyhisselamın faziletleri (1)
1-  Mahluklar içinde ilk olarak Hz. Muhammed (s.a.s.) ruhu yaratılmıştır.
2-  Allahü Teala, O'nun ismini arşa, cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır.
3-  Hz. Muhammed aleyhisselamın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır.
4-  Meleklerin Hz. Adem (a.s.)'a karşı secde etmeleri için emir olunması. alnında Hz. Muhammed (s.a.s.) nuru bulunduğu için idi.
5-  Allahü Teala bütün peygamberlere emretti ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) sizin zamanınızda peygamber olursa O'na iman etmeleri için ümmetlerinize de emrediniz.
6-   Tevrat, İncil ve Zebur'da Hz. Muhammed aleyhisselamın ve dört halifesinin ve eshabından ve ümmetinden bazılarının güzel sıfatları bildirilmiş ve medh olunmuşlardır. Allahü Teala, kendinin Mahmud isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habibine isim koymuştur. Allahü Teala kendi isimlerinden Rauf ve Rahim isimlerini Habibine de vermiştir.
7-  Dünyaya geleceği zaman, çok büyük alemetler görülmüştür. Bunlar tarih ve mevlid kitaplarında yazılıdır.
8-  Dünyaya gelince, şeytanlar ve cinler göke çıkamaz, meleklerden haber çalamaz oldular.
9-  Dünyaya geldiği zaman yeryüzündeki bütün putlar, tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler.
10- Beşiğini melekler sallardı.
11- Beşikte iken konuşmağa başladı.
12- Çocuk iken, açıklarda gezerken, başı hizasında bir bulut, birlikte hareket ederek gölge yapardı. Bu hal, peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti.
13- Üç yaşında iken kırk yaşında peygamberliği bildirildiği zaman ve elli iki yaşında miraca götürülürken, melekler göğsünü yardı. Cennet'ten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar.
14- Her peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Hz. Muhammed aleyhisselamın ise surtında, sol kürekteki deri üzerinde kalbi hizasında idi.
15- Önünde kördüğü gibi, arkasından da görürdü.
16- Aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü.
17- Tükürüğü acı suları tatlı yaptı. Hastalara şifa verdi. Bebeklere süt gibi gıda oldu.
18- Gözleri uyurken, kalbi uyanık olurdu. Bütün peygamberler de böyle idi.
19- Ömründe hiç esnemedi. Bütün peygamberler de böyle idi.
20- Teri gül gibi güzel kokardı. Bir fakir kimse kızını evlendirirken kendisinden yardım istemişti. O anda verecek bir şeyi yoktu. Küçük bir şişeye terinden koyup verdi. O kız, yüzüne, başına sürünce, evi misk gibi kokardı. Evi güzel kokulu ev adı ile meşhur oldu.
21- Orta boylu olduğu halde, uzun kimselerin yanında onlardan yüksek görünürdü.
22- Güneş ve ay ışığında yürüyünce, gölgesi yere düşmezdi.
23- Bedenine ve elbisesine sinek, sivri sinek ve başka böcekler konmazdı.
24- Çamaşırlarını ne kadar çok giyse, hiç kirlenmezlerdi.
25- Her yürüdüğü zaman, arkasından  melekler gelirdi. Bunun için Eshabını önden yürütülür: " Arkamı meleklere bırakım." derdi.

kaynak: yeni rehber ansiklopedisi

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

AZRAİL ALEYHİSSELAM


Azrail (a.s.)
Dört Melekten biri. Ruhları almakla vazifeli olup, Kur'an- Kerimde " Melek-ülmevt" Yani ölüm meleği olarak zikredilmiştir. Bu  büyük meleğin emrinde yardımcı melekler de vardır. İslam dininde canlıları öldüren, ölüleri dirilten sağlamları hasta yapan hastaları iyi eden yalnız Allahü Tealadır. Azrail (a.s.) ölüm hususunda bir sebeptir. vasıtadır. Azrail aleyhisselam kıyemete kadar bütün canlıların canını almaya bizzat kendisi veya emrindeki meleklerle devam eder. Dinimiz, Azrail (a.s.) salih ve temiz Müslümanların ruhunu (Canını) alırken onlara çok güzel şekliyle görünüp müjdeler verdiğini ve acı duymayacak şekilde ruhlarını cesetlerinden ayırdığını bildirmektedir. Günahkarların canı, acı ve ızdırap verilerek alınır. İbrahim (a.s.), Azrail aleyhisselamın günahkarların canını alma halindeki suratını görünce: "Ey can alıcı melek Bir günahkar senin bu şeklini gördükten sonra bir şey görmesenona yeter" demiştir. İslam dininde olmayanlar ile mürted ( dinden çıkmış) ve sapıkların canları Azrail aleyhisselamın Naziat ismindeki yardımcıları tarafından alınır. Bunların canları çıkarken dalları en ince sinir uçlarına ulaşan dikenli bir çalının çekilerek boğazından çıkarılmasından daha şiddetli acı çekecekleri bildirilmiştir. Azrail (a.s.): Kıyamet koptultan sonra, bütün meleklerin de canını alacak: en son Allahü Teala da Azrail aleyhisselamın canını alacak ve Allahü Tealadan başka hiçbir canlı kalmayacak. Daha sonra bütün canlılar diriltilecek ve hesaba çekilecekler sonunda: iman ve amellerine göre Cennet veya Cehennem'e gönderileceklerdir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Toplist, Site Ekle islam siteler birliği