08 05 2011

VEDA HACCI

    VEDA HACCI   Hicretin onuncu senesinde Sevgili Peygamberimiz hac için hazırlanıp, Medine'deki Müslümanların da hazırlanmalarını emir buyurdu. Medine dışında bulunan Müslümanlara da haber gönderdi. Bu haber üzerine binlerce Müslüman Medine'de toplandı. Hazırlıklar tamamlanınca Peygamberimiz Zilka'de ayının 25. günü 40 bin kişilik bir kafile ile öğle namazından sonra Medine'den hareket etti. 100 kurbanlık deve götürdü. 10 gün süren yolculuktan sonra Zilhicce ayının 4. günü Mekke'ye vardılar. Yemen'den ve diğer beldelerden hac yapmak üzere gelenlerin de katılmasıyla Müslümanların sayısı 124 bine ulaştı. Peygamberimiz zilhiccenin 8. günü Mina'ya, 9. günü (arefe günü) Arafat'a gitti. Arafat Vadisinin ortasında öğleden sonra Kusva adlı devesinin üstünde Vede Hutbesini okudu. Devamı

07 05 2011

Karamanoğulları Beyliği

    KARAMANOĞULLARI (1256-1487)   Karamanoğuları, Oğuzların afşar boyundandır. 13. yüzyıl başlarında Moğal istilasından kaçarak Anadolu 'ya geldiler. Türkiye Selçukluları Hükümdarı Sultan I. Alaeddin Keykubat tarafından Ermenek ve çevresine yerleştirildiler (1228). İlk Beyleri Nur Sufi'nin ölümünden sonra yerine oğlu Kerimüddin Karaman geçti. Karaman Bey, Türkiye Selçukluların zayıf durumundan yararlanarak Beyliğini kurdu (1256). Karaman Beyle savaşmak istemeyen Selçuklu Sultanı IV. kılıç Arslan, Karaman Beyin elinde bulunurduğu toprakları ona ıkta olarak verdi. Karaman Beyin ölümünden sonra yerne oğlu Mehmet Bey geçti. Mehmet Bey, Konya'yı ele geçirerek II. İzzeddin Keyhüsrev'in oğlu Siyavuş'u Selçuklu Sultanlığına getirdi. Mehmet Bey, Konya'da düzenlediği divan toplantısında,"( Bugünden sonra divanda, dergahta, sarayda, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır." ) diyerek Türkçenin resmi il olma kararını aldırttı. (13 Mays 1277). Bu tarih günümüzde ( Türk Dil Bayramı) olarak kutlanmaktadır. Kendilerini Selçukluların varisi olarak gören Karamanoğulları Beylerinden Alaeddin Ali Bey, Osmnlı Sultanı I. Murad'ın Rumeli'de bulunmasından yararlanarak Osmanlılara saldırdı. I. Murad'ın yerine geçen Yıldırım Bayezid le Ali Bey arasında savaş yapıldı. Savaşı kazanan Yıldırım Bayezid, Karaman ülkesini topraklarına kattı. Ankara savaşı'ndan sonra (1402) Karamanoğulları Beyliği yeniden kuruldu. II. Bayezid zamanında Osmanlılar, Karamanoğulları topraklarını ülkelerine kattılar (1487). Karamanoğulları, Anadolu Beyliklerinin Osmanlılardan sonraki en önenlisi ve büyüğü idi. ... Devamı

07 05 2011

Menteşeoğulları Beyliği

    MENTEŞEOĞULLARI (1261-1464)   Menteşe Bey tarafından Muğla ve çevresinde kurulan bir Türk Beyliğidir. Beyliği kuran Menteşe Bey, deniz yoluyla Antalya yöresinden gelerek Muğla bölgesini Bizanslılardan aldı (1261). Menteşe Bey, Aydın ve Sultanhisar (Güzelhisar)'ı alarak beyliğin sınırlarını genişletti. Güçlü bir donanma kurarak Milas, Çine, Köyceğiz ve Rodos Adası'nın bir kısmını fethetti. Menteşe Beyden sonra yerine oğlu Mesut Bey geçti. Mesut Bey, Ege Denizi'ndeki adalardan bazılarını ele geçirdi. Fakat daha sonra Rodos şövalyeleriyle yaptığı savaşlarda başarısız oldu. Menteşeoğulları, Karamanoğulları ile birleşip Osmanlılara karşı ittifak yapınca Yıldırım Bayezid bu beyliğe son verdi (1391). Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'un yardımıyla yeniden kurulan Menteşeoğulları Beyliği'ne Sultan II. Murat tarafından 1424'te son verdi.   Devamı

07 05 2011

Kadı Burhanettin Devleti

    Kadı  Burhanettin Devleti ( 1381-1398) On dördüncü yüzyılda, 1381-1398 yılları arasında, Kayseri ve Sivas bölgesine hâkim olan Türk beyliği. Burhâneddin Ahmed, 1345 yılında, Kayseri’de dünyaya geldi. Babası Kayseri Kadısı Şemseddin Mehmed olup, Oğuzlar'ın Salur boyuna mensuptur. Küçük yaşta tahsiline başlayan Burhâneddin Ahmed, Farsça, Arapça, mantık, fıkıh, usûl, ferâiz, hadis, tefsir, hey’et ve tıp ilimlerini öğrendi. Yirmi bir yaşındayken Kayseri kadılığına tâyin olundu (1364). İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş, isyan ederek Mısır'a kaçarken, yerine Türk komutanlarından Eratna Bey'i bırakmıştı.Aslen Uygur Türklerinden olan Eratna Bey, İlhanlı Devletinin yıkılmasından sonra bağımsızlığını ilan etti(1335).Başkent önce Sivas, sonra Kayseri oldu.Eratna Bey'in ölümünden sonra ülke karışıklıklar içinde kaldı.Bu durumdan istifade eden vezir Kadı Burhanettin, Eratna Devletine son verdi(1381).Kadı Burhanettin, merkez Sivas olmak üzere Kadı Burhanettin Devletini kurdu(1381).Kadı Burhanettin, aynı zamanda bilgin, şair bir devlet adamıydı. Kadı Burhâneddin, on sekiz sene süren hükümdarlığında, Amasya Emirliği, Erzincan Emirliği, Candaroğulları Beyliği, Karamanoğulları Beyliği ve Tâceddinoğulları Beyliği ile mücadele ederek, bu beylikler üzerinde hâkimiyetini kabul ettirmeye muvaffak oldu.Osmanlılarla sürekli savaştı.Kadı Burhanettin, Akkoyunlu beylerinden Osman Bey'le yaptığı savaşta yenildi ve öldürükdü. Kadı Burhanettin'in ölümünden sonra ülkesi, Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.   ... Devamı

07 05 2011

Mareşal Fevzi Çakmak

  Mareşal Fevzi Çakmak Türk asker ve devlet adamı. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Genelkurmay başkanıdır. 1876'da İstanbul'da doğdu, 10 Nisan 1950'de İstanbul'da öldü. Topcu Miralayı Ali Sırrı Bey'in oğludur. Soğukçeşme Askeri İdadisi'nde okudu. 1896'da Harbiye Mektebi'ni bitirerek Erkan-ı Harbiye Mektetebi'ne girdi. 1898'de kurmay yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. bir süre Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) 4. şübesinde çalıştı. 1899'da Arnavutluk'taki 18. Nizamiye Fırksı kurmay başkanlığına atandı. Balkanlar'da Sırp ve Arnavut çetecilerin ayaklanmalarını bastırmaya çalıştı. Kısa sürede miralaylığa (albay) dek yükseldi. 1908'de II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Taşlıca Mutasarrıfı ve 35. Fıkra komutanıydı. 1910'da Arnavutluk'ta çıkan bir ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Şevket Turgut Paşa komutasındaki Kosava Kolordusu'nun kurmay başkanı oldu. 1911'de İtalyanlar'ın Trablusgarb'a saldırmalarının ardından batıdan gelecek bir tehlikeyi önlemek amacıyla kurulan Garp (Vardar) Ordusu'nun kurmay başkanlığına atandı. 1912'de Balkan Savaşı başlayınca bu ordunun Harekat Şubesi başkanlığına getirildi. 1913'te Ankara Redif Fırkası komutanı, bir yıl sonra da mirlivalığa ( tuğgeneral) yükselerek V. Kolordu komutanı oldu. I. Dünya Savaşı'nda kolordusuyla birlikte Çanakkale cephesinde özellikle Kanlıdere ve Kerevizdere savunmalarında önemli rol oynadı. Aralık 1915'te Mustafa Kemal'in hastalığı nedeniyle çekildiği Anafartalar grubu komutanlığına bir süre vekalet etti. Eylül 1916'da II. Kafkas kolordusu komutanı olarak Kafkas cephesine gitti. Temmuz 1917'de aynı cephedeki XI. Komutanlığına atandı. Aynı yıl merkezi Halep'te olanVII. Ordu'nun komutanı olarak Filistin cephesinde görev aldı. Bu... Devamı

07 05 2011

Mustafa Kemal Atatürk

    Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Devletinin kurucusu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanıdır. 1881 yılında Selanik'te doğdu, İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Babası Ali Rıza efendi, Annesi Zübeyde Hanımdır. Asıl adı Mustafa'dır. ilk öğrenimini Selanik'te yeni açılmış bir okul olan Şemsi Efendi Mektebi'nde başladı Babasının öloümü üzerine okuldan ayrıldı, dayısının yanına yerleşmek zorunda kaldı. Daha sonra Selanik'e dönerek Mülkiye İdaresi'ne kaydoldu. Amacı Askeri Rüştiye'ye yazılmaktı. Giriş imtihanlarını kazanarak bu okulda öğrenimine devam etti. Selanik Askeri Rüştiyesi'nde Mustafa Efendi ismindeki matematik öğretmeni kendi adından ayırmak için küçük Mustafa'ya Kemak adını taktı. Mustafa Kemal 1895'te Koydolduğu Manastır Askeri Rüştiyesi'ni de başarıyla bitirerek 1899'da İstanbul'a geldi ve Harbiye Mektebi'nin piyade sınıfına yazıldı. Harbiye Mektebi'nden sonra 1902'de girdiği Harp Akademisi'ni yüzbaşı rütbesiyle bitirerek 1905'te Şam'a 5. Ordu'ya atandı. 20 Haziran 1907'de rütbesi kolağalığa yükseltilen Mustafa Kemal bir süre sonra Şam'dan Makeonya'daki 3. Ordu'ya atandı. 31 Mart Ayaklanması'nın bastırılmasında faal bir rol oynadı. Hareket Ordusu'nun Kurmay başkanlığını yaptı. 1911'de İtalyanlar'ın Trablusgarp'a saldırmaları üzerine Mustafa Kemal İmparatorluğun bu uzak ayeletine savunulmasında görev almak için Selanik'ten ayrıldı. Komuta ettiği birlikler Tobruk'ta İtalyanlara karşı ilk zaferi sağladı. Bu savaşlar sırasında da rütbesi binbaşılığa yükseltildi.1912'de Balkan devletlerinin aralarında anlaşarak Osmanlı İmparatorluğu'na saldırmaları üzerine Binbaşı Mustafa Kemal  k... Devamı

05 05 2011

TÜRKLERİN MÜSLÜMAN OLUŞU

    TÜRKLERİN MÜSLÜMAN OLUŞU  İslamiyetten önceki devirlerde Türklerle Araplar arasında herhangi bir ilişki olmamıştı. Hz. Ömer zamanında Müslümanlarla Sasaniler arasında yapılan Nihavet Savaşı'ndan sonra, Araplarla Türkler karşı karşıya geldiler. Türklerle Müslüman Araplar arasındaki ilk ilişkiler, Hz. Osman zamanında başladı. Müslüman Araplar. Kafkasya'da Hazar Türkleriyle karşılaştılar. 651 yılında başlayan savaşlarda, Hazar başkentine kadar sokulan Araplar geri püskürtüldü. Hazarların güneye doğru inip günümüzdeki Ermenistan topraklarına girmelerinden sonra da Arap-Hazar çarpışmaları yarım yüzyıl devam etti. Emeviler zamanında 705 yılında Maveraünnehir bölgesine giren Arap orduları önce Türgeşler, daha sonra da Karluklarla mücadele ettiler. Emeviler, Müslüman Arpları diğer Müslümanlardan üstün tuttukları için bu dönemde Türkler İslamiyeti kabul etmediler. İkinci Göktürk Devleti'nin yıkılmasında sonra Çinliler, Türklerin zayıf durumundan yararlanmak için Türklere karşı sefere çıktılar. Türkleri, batıdan da Araplar tehdit ediyordu. Türkler, ezeli düşmanları Çin'e karşı Abbasilerle birlik oldular. 751 yılında Çin-Arap savaşında (Talas Savaş), Çinliler büyük bir yenilgiye uğradı. Böylece, Çinlilerin Batı Türkistan'ı alma hayelleri gerçekleşemedi. Türkler ve Araplar, bu savaştan sonra Çinlilerden kağıt ve barut yapımını öğrendiler. Talas Savaşı'ndan sonra Türklerle Abbasiler arasında yakınlaşma başladı. Abbasilerin Türklere gösterdikleri ilgi ve yakınlık, Türklerin Müslüman olmalarını kolaylaştırdı. ilk olarak Yağma, Çiğil ve Karluk Türkleri İslam... Devamı

05 05 2011

Hz. EBU BEKiR'İN MÜSLÜMAN OLUŞU

    Hz. Ebu Bekr Sıddik (r.anh) Hz. Hadice (r.anh)den sonra yetişkinlerden ilk Müslüman olan Resülullah efendimizin yakın arkadaşlarından Hz. Ebu Bekr'dir (r.anh). Hz. Ebu Bekr (r.anh), yirmi sene önce bir rüya görmüştü: "Gökten dolunay inip, Kabe-i Muuzzamaya gelmiş, parça parça olmuş, parçalardan her biri, Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş sonra bu parçalar bir araya gelerek gök yüzüne yükselmişti. Ebu Bekr'in (r.anh) evine düşen parça ise gökyüzüne yükselmemişti. hadiseyi gören Hz. Ebu Bekr (r.anh)  hemen evin kapısını kapamış sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu. Ebu Bekr (r.anh) heyacanla rüyadan uyanmış sabah olunca hemen yahudi alimlerinden birisine koşup rüyasını anlatmıştı. O alim cevabında " Bu karışık  rüyalardan biridir, onun için tabir edilemez" demişti. Fakat bu rüya Ebu Bekr (r.anh) zihnini kurcalamaya devam etmiş yahudinin cevabı da onu tatmin etmemişti. Bir aralık ticaret için gittiklerinde yolu rahip Bahira'nın diyarına uğramıştı. Gördüğü rüyanın tabirini Bahira'dan isteyince Bahira; " Sen neredensin" dedi Hz. Ebu Bekr (r.anh) " Kureyş'tenim" diye cevap verince Bahira; " Orada bir Peygamber çıkacak ve hidayet nuru Mekke'nin her yerine ulaşacak. Sen hayatında O'nun veziri vefatından sonra da halifesi olacaksın" dedi. Ebu Bekr (r.anh) bu cevaba hayret etmişti. Bu rüyasını ve tabirlerini Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (a.s.v.) Peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti. Hz.Muhammed (a.s.v.) Peygamberliğini açıklayınca Hz. Ebu Bekr (r.anh) hemen Peygamber efendimize koşup; Peygamberlerin, peygamberliklerine deliler vardır, senin delilin nedir? diye sual etti. Peygamber efendimiz Hz... Devamı

05 05 2011

Canik Beylikleri

    Canik Beylikleri   Canik Orta Karadeniz'in kıyı bölgelerine Türkiye Selçukluları zamanında verilen addır. Bu kıyı bölgeleri Fatsa, Ünye, Terme, Çarşamba, Samsun ve Sinop şehirlerinden oluşmaktaydı. Sinop, önçe Pervaneoğullarının, sonra da Candaroğullarının egemenliğine girince Canik'te Türkmenler tarafından küçük beylikler kuruldu ( Taşanoğlu, Cüneytoğlu, Kubatoğlu). Bu beyliklerin bir kısmı, Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı egemenliğine girdi, ancak Ankara Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin yenilmesi üzerine Osmanlı egemenliğinden çıktılar. Canik bölgesi II. Murat döneminde Osmanlı topraklarına katılarak bu beyliklere son verildi (1428). Devamı

04 05 2011

Türkler

    Türkler Türkler Dünyanın en eski ve devamlı kavimlerinden biri olup aşağı yukarı dört bin yıllık bir tarihe sahiptirler. Orta Asya'daki ana yurttan başlayan sürekli göç hareketleri, Türklerin aynı zamanda nüfusca kalabalık olduğunu gösterir. Türkler, bu nüfus çokluğu ve faal durumları dolayısıyla Dünya tarihinde önemli rol oynamışlardır. Türk tarihi bakımından her devirde aynı yerlerde başka Türk toplulukları ile Türk idare ve Devletlerini görmek mümkündür. Türk adı ile veya husisi adlarda anılan ve ayrı hükümdar ailelerinin idaresinde görünmekle beraber, dili, dini, töresi ve gelenekleri ile aynı "Milli" kültürün hamili olan Türk zümrelerinin çeşitli bölgelerde ortaya koyduğu tarihlerin bütünü anlaşılmalıdır. Türk adının ilk kez devlet olarak Göktürkler kullandılar Türkiye adı 6. yüzyıla ait Bizans kaynaklarında Orta Asya için coğrafi bir terim olarak kullanılmıştır. Türkiye adı, 9. ve 10 yüzyıllarda Volga Nehrinden Orta Avrupa'ya kadar uzanan bölge, 11. yüzyıldan itibaren de Anadolu için kullanılan bir ad olmuştur. Türk adının " Güç kuvvet ve güçlü kuvvetli" Türk Hun" ( kudretli Hun) Nuh S.A.V. torunu (Yaves'in oğlu) Türk'de" . Türklerin ana yurdu Orta Asya (Türkistan)'dır. Orta Asya kıta'sının ortasında yer alan Doğudan Kingan Dağları, kuzeyden Sibirya, batıdan Hazar Denizi, güneyden Hindikuş ve Karanlık Dağları ile çevrili olan bölgedir. Türklerin yayıldıkları bölgeler Ana yurtları Orta Asya olan Türkler, M.Ö. 2000'li yıllardan başlayarak M.S. 11. yüzyıla kadar Asya, Avrupa ve Afrika kıta'sının çeşitli bölgeleri... Devamı

04 05 2011

Alparslan

    Alparslan Selçuklu Devleti hükümdarı Türk milletinin en büyük kahramanlarından. Selçuklu Devletinin kurulmasında önemli rolü olan Horasan valisi Çağrı Beyin oğludur. 20 Ocak 1029'da doğdu. iyi bir tahsil gördü, sayısız zafer kazanarak mertliği ve iyi kumandanlığı ile ün saldı. Babasının ölümünden sonra Horasan valisi oldu. Amcası Tuğrul Bey 4 Eylül 1063'te öldüğü zaman vasiyeti üzerine Selçuklu tahtına Alparslan'ın ağabeyi Süleyman getirildi, fakat Türk Beyleri buna itirazda bulundular ve Alparslan'ı hükümdar tanıdılar. Alparslan 27 Nisan 1064'te büyük bir törenle tahta çıktı. Amcasının vezirliğini yapan ve Süleyman'ın tahta çıkmasını isteyen Amidülmülk Kündirı'yi azledip, büyük bir devlet adamı olarak tarihe adı geçen Nizamülk'ü vezir tayin etti. Başına buyruk beylerle mücadeleye girişen Alparslan, hepsini bir bayrak altına toplamayı başardı. Böylece Selçuklu Devleti kuvvetlendi. 1064 yılının sonuna doğru Alparslan, Bizans İmparatorluğu'nun üzerine yürüdü. Gürcistan'ı zaptetti. İsyan eden kardeşi Kavurd'u itaate zorladı. 1065'te Amuderya ırmağını geçti, o bölgedeki hükümdarla anlaştı. Alparslan'ın beyleri, Anadolu'da akınlar yapıp sayısız zafer kazandılar. Selçuklu Sultanının gittikçe kuvvetlenmesi Bizans  imparatorluğu'nu telaşlandırdı. 1070 yılında Alparslan. Horasan ve Irak ordularının başında Azerbaycan'a girdi, sınırdaki kaleleri fethetti. Van gölünün kuzeyinden geçerek Malazgirt önüne vardı, kale teslim oldu. 1071 yılında Selçuklu ordusu Halep'te toplandı. Alparslan'ın  Mısır seferine çıktığını öğrenen Bizans... Devamı

04 05 2011

Türk Akıncıları

    Türk Akıncıları Akıncılar,Türklerden oluşturulan hafif suvari kuvvetleridir;onlar serhad denilen uçlarda bulunurlardı ve çok mükemmel bir teşkilatları vardı.Düşman memleketine yapılan ilk akınlarda alınan tutsaklardan o memleket hakkında bilgi alınır,daha sonra da yerleşme başlatılırdı.Akıncıların başlıca görevleri,ordunun keşif hizmetini görmek,düşman topraklarındaki araziyi keşfederek orduya yol açmak,böylece düşmanın pusu kurmasına engel olmak,ordunun geçeceği yerlerdeki ürünleri koruma altına almak,aldığı tutsaklardan durumu tespit etmek,ırmak geçitlerini belirleyip köprü kurmaktı.Bu nedenle akıncılar,esas ordudan dört beş günlük bir uzaklıkta ileride bulunurlardı.Bunlar,şimdiki motorize birlikleri gibi,o devre göre çok süratli hareket ettikleri için halkın morali üzerine etki yaparak onları sindirirlerdi.Akıncılar,canların feda edercesine giriştikleri bu akınlarda,pek çok ganimet elegeçirirlerdi.Osmanlı akıncıları,çeşitli bölgelerde bulunurlardı;her birinin bir akıncı kumandanı vardı.Akıncılardan 1000 kişinin komutanına binbaşı denirdi.Bunların hepsinin başında da akıncı beyi adı verirlen akıncı kumandanı(sancakbeyi)bulunurdu.Düşman ülkesine karşı yapılan bir akının ,akın adı alabilmesi için o saldırının kesinlikle akıncı kumandanlarının emrinde olması gerekirdi;eğer akıncı kumandanı,bizzat gitmez ve akına gönderdiği kuvvet 100 ve 100’den fazla olursa o akına haramilik,100 kişiden az olursa çete denirdi.Onların bölge kimin akıncıları olduğunu,ad ve kimliklerini gösteren defterleri vardı.Akıncılar,tımarlı ve vergilerden muaf olmak üzere ,iki sınıf idiler.Akıncılar,Rumeli’de ayrı ayrı ocak halinde ve çeşitli yerlerde bulunurlar ve kumandanlarının adlarıyla anılırlardı.Osmanlıların ilk istila döne... Devamı

04 05 2011

Yıldırım Bayezid

    Yıldırım Bayezid Osmanlı padişahlarının dödüncüsü, Murad Hüdavendigar'ın oğlu ve Çelebi Mehmed'in babası 1360 yılında doğdu. Sultan Murad'ın Kosova'da şehid olması üzerine tahta çıktı. Tahta geçtikten sonra ilk olarak Sırbistan işlerini düzene koydu. Anadolu Beylikleri Osmanlılara karşı cephe alıyordu. Osmanlılara ait yerleri istila ve tahribe başlamaları üzerine Yıldırım Bayezid güçlü bir orduyla 1389 kışında Anadolu'ya geçti. Anadolu beylikleri üzerine yürüdü. Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşe ve Hamid Beyliklerini aldı. İzmir hariç olmak üzere Batı Anadolu'nun tamamı Osmanlı idaresine geçti. Denizciliğe de önem veren Yıldırım Bayezid Han 1390 sonbaharında Sakız, Eğriboz. kıyılarına seferler düzenledi. 1391 yılında İstanbul muhasara etti. bu muhasara sonunda Bizansla anlaşma yapıldı. Yıldırım Bayezid 1392'de Anadolu üzerine yürüdü. Bu hakeret sırasında Candaroğullarının Kastamonu şübesi 1392 ilkbaharında ele geçti. Bu sırada Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin savaş için hazırlık yapıyordu.i Kadı Burhaneddin ile Yıldırım Bayezid Çorum yöresinin " Kırkdilim" mevkinde karşılaştılar. Yapılan savaş neticesinde Osmanlı kuvvetleri mağlub oldular. Sultan Bayezid'in oğlu Ertuğrul şehid oldu. Yıldırım Bayezid Amasya'y kuşatmış bulunan Kadı Burhaneddin'i yenerek çekilmeye zorladı ve Merzifon ile Amasya'yı aldı. Yıldırım Bayezid Rumeli'ye dönünce 1394 yılında Selanik ve Yenişehir zapt edildi. Papanın tahrikleri neticesinde bir haçlı ordusu kuruldu. 100.000 kişilik bir ordu Vidin ve Orsova'yı zapt etti. Daha sonra Doğan Bey'in müdefa ettiği Niğbolu muhasara edildi. Yıldırım Bayezid büyük bir hızla Rumeli'ye geçti Niğ... Devamı

04 05 2011

Osmanlı Kronolojisi

    Osmanlı Tarihi Kronolojisi   1299-Osmanlı İdaresinin Bağımsız bir devlet halini aldığı sayılan geçerli tarih. 1326-Bursa'nın fethi. 1354-Şehzade Süleyman paşa'nın Rumeliye geçişi. 1364-Sırpsındığı Zaferi. 1376-Bulgaristan krallığının Osmanlı Egemenliğine girmesi. 1386-Sofya'nın fethi. 1389-Birinçi Kosava Savaşı ve murad Hüdavendigar'ın Şehit edilmesi,Yıldırım Beyazit'in tahta çıkışı,Sırbistan'ın uyrukluğu altına girmesi. 1391-Selanik'in fethi. 1396-Niğbolu Zaferi. 1402-Ankara felaketi,Yıldırım Beyazit'in esir düşmesi ve Osmanlı Devletin'de anarşi balangıcı,Timurlenk'in İzmir'i fethi. 1413-Mehmed Çelebi'nin Musa çelebi'yi yenerek Edirnede tahta çıkışı. 1432-ıı Mehmed (fatih) Edirnede doğumu. 1444-ıı Mehmed Edirnede tahta çıkışı.ıı Murad'ın Varna Zaferi. 1448-İkinçi Kosava Savaşı. 1453-(29 Mayıs) 1453 İstanbul'un fethi ve Başkent oluşu. 1461-Trapzon ve Mora'nın zaptı. 1462-Midilli adası'nın fethi. 1463-Bosna Krallığı'nın fethi. 1466-Konya'nın zaptı,Karaman Devleti'nin çöküşü. 1470-Fatih Camisi'nin Tamamlanması. 1472-Topkapı Sarayının inşası. 1473-Otlukbeli Zaferi. 1480-İtalya'da Otranto'nun fethi. 1485-İlk Osmanlı-Mısır Savaşı. 1495-(24-25Şubat) Cem Sultanın ölümü. 1499-İnebahtı fethi. 1512-Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkışı. 1514-(23-Ağastos) Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Zaferi. 1515-Haliç tersanesi'nin Osmanlı Bahriyesine Merkez olması. 1516-(23-Ağastos) Yavuz Sultan Selim'in Merc-i Dabık Zaferi. 1517-(22-ocak) Yavuz Sultan Selim'in Ridaniye Zaferi,Hilafetin Osmanlıya geçişi,Mısır'ın fethi, Hicaz'ın Osmanlı Topraklarına katılması Emanet-ı Muk... Devamı

03 05 2011

Ayet'el Kürsü'nün Fazileti

    Ayet-el-kürsünün fazileti Bakara süresinin 255. ayet-i kerimesi. " Allahü la ilahe illa Hüv'el-Hayy'ul-Kayyüm" Ayet-el-kürsi, Allahü tealanın büyüklüğünü en yüksek bir surette bildirmektedir. Akaid ilminin ( inanılacak bilgilerin) özünü içersinde bulundurur. Bu sebeble fazileti büyüktür. Ayet-ül-kürsiyi ihlasla okuyan işlerinde muvaffak olur, hayırlı işlerini başarır, insan ve hayvan haklarından ve farz borçlarından başka günahları affedilir. Yani tövbeleri kabul edilir. Hadis-i şeriflerde Ayet-el-kürsi'nin fazileti ve faydaları bildirilmiştir. Her kim farz namazı bitirir bitirmez yerinden kalkmadan bir kere ayrt-el-kürsi okuyup, otuz üç kerre Sübhannellah, otuz üç kerre Elhamdülillah, otuz üç kerre Allahü ekber derse, hepsi doksan dokuz olur. Bir kerre de La ilahe illallahü vadehü la şerike leh lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve ala külli şey'in kadir, dese Hak teala o kişinin günahlarını affeder. Farz namazlarından sonra Ayet-el-kürsi okuyan kimse ile Cennet arasında, ölümden başka mani yoktur. Sıkıntılı zamanlarında Ayet-el-kürsi'yi okuyan Müslüman kulunun yardımına Allahü Teala hemen yetişir. Resulü Ekrem Efendimiz Hadis-i Şerifinde " Kur'an Ayetlerinin Seyyidi (en üstünü- en büyüğü) Ayet-el-Kürsi'dir. " Bakara Süresinde bir ayet var ki O Kur'an ayetlerinin Seyyididir. Bu ayet içinde şeytan bulunan bir evde okunsa, şeytan o evden çıkarak kaçar. O ayet, Ayet-el-Kürsi'dir" buyurmuştur. Resulullah (a.s.) Mi'raç gecesinde Levhi Mahfuza baktığında üç ayrı yerde üç nur gördüğün&... Devamı

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim Religion Blogs
religion blog Top religion blogs