02 05 2011

Türk Akıncıları

    Türk Akıncıları Akıncılar,Türklerden oluşturulan hafif suvari kuvvetleridir;onlar serhad denilen uçlarda bulunurlardı ve çok mükemmel bir teşkilatları vardı.Düşman memleketine yapılan ilk akınlarda alınan tutsaklardan o memleket hakkında bilgi alınır,daha sonra da yerleşme başlatılırdı.Akıncıların başlıca görevleri,ordunun keşif hizmetini görmek,düşman topraklarındaki araziyi keşfederek orduya yol açmak,böylece düşmanın pusu kurmasına engel olmak,ordunun geçeceği yerlerdeki ürünleri koruma altına almak,aldığı tutsaklardan durumu tespit etmek,ırmak geçitlerini belirleyip köprü kurmaktı.Bu nedenle akıncılar,esas ordudan dört beş günlük bir uzaklıkta ileride bulunurlardı.Bunlar,şimdiki motorize birlikleri gibi,o devre göre çok süratli hareket ettikleri için halkın morali üzerine etki yaparak onları sindirirlerdi.Akıncılar,canların feda edercesine giriştikleri bu akınlarda,pek çok ganimet elegeçirirlerdi.Osmanlı akıncıları,çeşitli bölgelerde bulunurlardı;her birinin bir akıncı kumandanı vardı.Akıncılardan 1000 kişinin komutanına binbaşı denirdi.Bunların hepsinin başında da akıncı beyi adı verirlen akıncı kumandanı(sancakbeyi)bulunurdu.Düşman ülkesine karşı yapılan bir akının ,akın adı alabilmesi için o saldırının kesinlikle akıncı kumandanlarının emrinde olması gerekirdi;eğer akıncı kumandanı,bizzat gitmez ve akına gönderdiği kuvvet 100 ve 100’den fazla olursa o akına haramilik,100 kişiden az olursa çete denirdi.Onların bölge kimin akıncıları olduğunu,ad ve kimliklerini gösteren defterleri vardı.Akıncılar,tımarlı ve vergilerden muaf olmak üzere ,iki sınıf idiler.Akıncılar,Rumeli’de ayrı ayrı ocak halinde ve çeşitli yerlerde bulunurlar ve kumandanlarının adlarıyla anılırlardı.Osmanlıların ilk istila döne... Devamı

02 05 2011

OSMAN BEY (GAZİ)

    OSMAN BEY (GAZİ)   ( 1258,?-1326 Söğüt), Osmanlı Devleti'nin kurucusu. Osman Gazi ya da Osman Bey de denir. Babası, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundan Ertuğrul Bey'dir. Babası ölünce, Söğüt yöresine yerleşmiş bulunan Kayı boyunun başına geçti. Yakın dostluk kurduğu Şeyh Edabali'nin kızı Nal Hatun ile evlendi. Komşu Bizans tekfurlarıyla iyi geçinmeye özen göstermekle birlikte, zaman zaman çalıştığı İnegöl tekfurunu bir baskınla öldürdü. Bunun üzerine öteki tekfurlar Osman Bey'e karşı birleştiler. Başarılarından ötürü,Anadolu Selçuklu Sultanı tarafından Söğüt, Osman Bey'e yurt olarak verildi ve Osman Bey Eskişehir sancağının başına getirildi. 1291 yılnda Karacahisar'ı aldı. Bilecik tekfurunun düğününde kendisine hazırlanan komloyu haber alınca, kadın kılığına soktuğu adamlarıyla Bilecik'i ve Yarhisar kalesini ele geçirdi. Bilecik tekfuruyla evlenecek olan Yarhisar tekfurunun kızı tutsak edildi ve Orhan Bey ile evlendirildi. İnegöl alındıktan sonra, Bilecik, beyliğe başkent yapıldı. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılması üzerine, gerek bu devletin komutan ve askerlerinin, gerekse pek çok Türkmen aşiretinin Osman Bey'in egemenliğini tanımasından sonra, 1299'da Osman Bey bağımsızlığını ilan etti. Bir yandan devlet yapısı düzenlerirken, öte yandan akınlar sürdürüldü: Yurthisar ve Yenişehir alındı (1301). Osmanlı Devleti'nin başkenti Yenişehir oldu. Bilecik Kalesi'nin yönetimi Şeyh Edebali'ye veren Osman Bey, devleti 5 yönetim bölgesine ayırdı ve Orhan Bey'e Sultanönü'nü, Gündüz Alp'e Eskişehir'i Aykut Alp'e İnenü'yü Hasan Alp'e Yarhisar'ı Turgut Alp'e İnegöl'ü bıraktı. Bis... Devamı

02 05 2011

İslam Dini

    İslam Dini Allahü tealnın Cebrail ismindeki melek vasıtası ile Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed aleyhisselam gönderdiği, insanların, dünyada ve ahirette rahat ve mes'ud olmalarını sağlıyan, usül ve kaidelerdir. Bütün üstünlükler, faydalı şeyler,İslamiyet'in içindedir. Eski dinlerin, görünür-görünmez bütün iyiliklerin, İslamiyet kendinde toplamıştır. Bütün saadetler, muvaffakiyetler ondadır. Yanılmayan şaşırmayan akılların kabul edeceği esaslardan ve ahlaktan ibarettir. Yaratılışda kusursuz olanlar, onu reddetmez ve nefret etmezler. İslamiyet'in içinde hiç bir zarar, dışında da hiç bir menfaat yoktur ve olamaz. İslamiyet'in haricinde bir menfaat düşünmek, serabdan içicek beklemek gibidir. İslamiyet, memleketleri imar, insanları terfih etmeği, refaha kavuşturmağı emreylemekte, Allahü tealanın emirlerine saygı göstermeği ve mahluklara merhameti istemektedir. İslamiyet: ziraat, ticaret ve sanatı kati olarak emr eder. İlme, fenne, tekniğe, endüstriye, layık olduğu üzere ehemiyet verir. İnsanların yardımlaşmasını, birbielerine hizmet etmesini ehemiyetle istemektedir. Kendi idaresi altında bulunan insanların, evladın, ailenin ve milletlerin haklarını ve idarelerini öğretmekte dirilere, geçmişlere, geleceklere karşı bir hak ve mesuliyet gözetmektedir. Seadet-i dareyn yani dünya ve ahiret seadetini kendisinde toplamıştır. İslamiyet, insanların ruhi ve maddi refahını en mükemmel şekilde temin edecek prensipler getirmiştir. İnsan hak ve vazifelerini en geniş şekilde düzenlemiştir. İslam dininin: iman, ibadet, münakehat, muamelat, ukubat ve ahlak esasları vardır. ... Devamı

02 05 2011

Hazar İmparatorluğu

    Hazar İmparatorluğu  Hazarlar, İdil kıyıları ve Kırım yarımadası arasında imparatorluk kuran bir Türk boyudur (468-965). Önceleri, Hazarların kaynakları ve hangi soydan geldikleri kesin olarak bilinmiyordu. Bu konuda değişik görüşler ileri sürülüyordu. Daha sonra incelenen Musevî, Bizans ve Arap kaynaklarına göre Hazar ülkesinde yaşayan halkın büyük çoğunluğunun Uygur, Hazar, Bulgar, Sabir ve Peçenek gibi Türk boyları olduğu açıklandı. Hazarların, Batı Hun Devletinin yıkıntıları üzerinde devlet kurdukları (468), Göktürk İmparatorluğunun batı kolu olarak gelişme gösterdikleri, Göktürkler ile eş kaynaktan geldikleri anlaşıldı. Türk adını almaları da bu yüzdendir. Karedeniz'in kuzeyi ile Kafkaslar arasında Göktürklere bağlı olarak yaşıyorlardı. Birinci Göktürk Devleti'nin yıkılmasından sonra Karedeniz'in kuzeyi ile Kafkaslar bölgesinde Hazar Hakanlığı kuruldu. Avrupa'da kurulan ilk Türk devletleri içinde en kuvvetli ve en uzun ömürlü olanı Hazar Devleti'dir. (Hazar adı) o dönemde Hazar Denizi ile Kafkaslar arasında yaşayan Sabar, Ogur ve Onogur Türklerinin birleşmesiyle oluşan birliğe verilen isimdir. Bu  kavim Bizans ve Çin kaynaklarında Türk veya ( Türk-Hazar) olarak da anılmıştır. Hazarların kurucuları Göktürklerin Aşına boyundan gelmektedir. Göktürklerde kullanılan ( kağan) terimi Hazarlarda d kullanılmıştır. Hazarlar Bizans, Sasani ve Müslüman Araplarla yakınlık kurdular. Bizans- Sasani savaşlarında Bizans tarafını tutarak Sasanilerin zayıflamasında rol oynadılar. Zayıflayan Sasani Devleti, Hz. Ömer (r.anh) zamanında yıkıldı, İran Araplarının eline geçti. Böylece Hazarlar ve Araplar karşı karşıya geldi. Arabların ilerleyişi Hazarlar tarafı... Devamı

02 05 2011

İlhanlı Devleti

    İlhanlı Devleti İran'da kurulan Türk Moğol Devletidir.Yakın Doğuyu içine alan bu büyük imparatorluk, Cengiz İmparatorluğu'nun parçalandığı 4 devletten biridir.1256 - 1344 yılları arasında yaşanmıştır.Devletin kurucusu Hulagu, Cengiz'in küçül oğlu Tuluy'un oğludur.İmparatorları İlhan ünvanını taşırdı.İlhanlılar, İran, Afganistan, Irak, Anadolu'nun bir kısmı ve Güney Kafkasya'ya hakim olmuşlar, zaman zaman bu sınırlardan bile taşmışlardır.Üçüncü İlhan Ahmet, Müslüman olmuş, fakat onun yerine geçenler yeniden Moğol dinine dönmüşlerdir.Ancak yedinci İlhanlılar  Gazneli Mahmut Han'dan başlayarak hanedanda da, devlette de İslam dini kesin şekilde yayılmış ve yerleşmiştir.Böylece tarihlerinin bu ikinci devresinde İlhanlılar, İslam aleminin düşmanı durumundan çıktılar, bu aleme katıldılar.Bu arada İran kültürünün de etkisi altında kaldılar.Türk - Memlük İmparatoru Sultan Kutuz, 3 eylül 1260'da İlhanlıları Ayn-Calut meydan savaşında yenerek Mısır sınırlarında durdurdu.İlhanlılar, Anadolu Selçuklu İmparatorluğu'nu da buyrukları altına almışlardır.Orhan Gazi'nin bile kısmen İlhanlılara bağlı olarak saltanat sürmesi, bu devletin Türk tarihindeki önemini belirtir.Devlet son zamanlarında büyük iç karışıklıklarına düşmüş, parçalandıktan sonra da yerine Celayirler kurulmuştur. Devamı

02 05 2011

Aşure Günü

    Aşure Günü Hiçri senenin ilk ayı olan Muharrem ayınının onuncu günü. Muharrem ayı, Kur'an-ı Kerimde kıymet verilen aylardan biridir. Aşure bu ayın en kıymetli günüdür. Allahü teala bir çok duaları bugün kabul etmiştir. Hz. Adem'in tövbesinin kabulü, Nuh aleyhisselamın gemisinin tufandan kurtulması, Yunus aleyhisselamın balığın karnından çıkması Aşure günü olmuştur. İbrahim aleyhisselam Nemrud'un hazırlattığı ateşte o gün yanmadı. Aşure gününde İdris aleyhisselam o gün diri olarak göğe çıkarıldı. Yakup aleyhisselam Aşure günü Hz. Yusuf'a kavuştu ve gözleri açıldı. Eyyüp aleyhisselam hastalıktan iyi oldu. Hz. Musa Kızıldeniz'den geçti, Fir'avn ve askerleri Kızıldeniz'de boğuldular. İsa aleyhisselamın doğumu, Yahudilerin elinden kurtulup göğe çıkarılması hep Aşure günü olmuştur. Nuh aleyhisselam tufandan sonra pişirdiği rivayet edilen aşure bugün de adet olarak devam etmektedir. Bunu ibated olarak kabul etmek yanlıştır. Zira Hz. Muhammed (s.a.s.) efendimizin ve Eshab-ı Kiram böyle yapmadı. Bunu ibated sanmak bid'attir ve günahtır. Çünkü Hz. Muhammed aleyhisselamın yaptığı veya emrettiği şeyleri yapmak, ibadet olur. Din kitaplarının yazmadığı, İslam alimlerinin bildirmediği şeyleri yapmak sevab olmaz, günah olur. Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Sevgili Peygamber Efendimiz buyurdu ki: " Bir kimse, Aşure günü oruç tutsa, Allahü Teala ona bir şehid sevabı verir. Aşure günü oruçlu olan için yedi gök ehlinin sevabını yazar. Aşure günü bir mü'mine iftar verene, ümmet-i Muhammed'in hepsine iftar vermiş gibi sevab yazılır. Aşure günü bir yetimin başını okşayana Allahü Teala o yetimin b... Devamı

02 05 2011

Altın Orda Devleti (1241-1502)

    Altın Orda Devleti (1241-1502)   Cengiz Han, devleti dört oğlu arasında paylaştırdığı oğlu Cuci'ye, Aral gölünün batısındaki Kıpçak illeri düşmüştü. Cuci, babasından önce ölünce, Kıpçak ili, Çocukları arasında paylaştırıldı.Büyülk oğlu Ak Orda, Hazar denizinin batısını ; ikinci oğlu Şeyban, Hazar denizinin kuzeyini ; üçüncü oğlu Kök Orda, (Gök Orda) Sibirya taraflarını aldı. En küçük oğlu Batu Han, Volga'nın aşağı kısmında bulunan Saray şehrini başkent yaparak, Altın Orda Devletini kurdu.Batu Han, Ruslar ve Lehlilerle savaştı.Moskova ve Kiev şehirlerini aldı.Ülkenin sınırları Aral gölünden, Macaristan içlerine kadar genişledi.Berke Han zamanından Kafkasya ve Azerbaycan için İlhanlılarla savaşıldı.Berke Han zamanında İslamiyet kabul edildi.Özbek Han zamanında bütün Altın Orda halkı müslüman oldu.Bu dönemde çıkan iç karışıklıklardan yaralanan Akorda hanı Toktamış, Altın Orda hanlığını ele geçirdi.Toktamış Hn, Rusları yenilgiye uğrattı. ve Altın Orda Devletini önemli bir güç haline getirdi.Ancak, bir süre sonra Timur'la arası açıldı.Timur karşısında başarılı olamayan Toktamış Han, kaçmak zorunda kaldı. Timur, Altın Orda tahtına Timur-Kutluk'u geçirdi. ve geri dönmeden önce, bu ülkeyi bir daha toparlanamayacak şekilde tahrip etti. Bu olay sonrası Altın Orda Devleti parçalanma sürecine girdi.1437'de Kazan Hanlığı, 1441'de Kırım Hanlığı kurularak Altın Orda Devleti parçalandı.  1502'de Kırım Hanı Mengil Giray, Altın Orda Devletine son verdi.Altın Orda'nın dağılmasından sonra Kırım, Kazan, Astırhan (Astrahan), Sabir ve Nogay hanlıkları ortaya çıktı. Başlangıçta bir Moğol devleti olarak orta... Devamı

01 05 2011

SALAHATTİN EYYUBİ

  SALAHATTİN EYYUBİ (1139 - 1193)   İslam hükümdarlarının en büyüklerinden biridir.Türkleşmiş bir Arap ailesinden olan Necmettin Eyyub'un oğludur.Babası ve amcası Zeng'lerin (Musul Atabeyleri) hizmetindeydi.Musul Atabeyi Nurettin Zengi, amcası Şirkuh'la Salahattin'i, çok zayıflamış olan Mısır'daki Arap Fatimi'lerinin yanına yolladı.Fatımi sulktanı, Şirkuh'u kendine vezir (başbakan) yaptı.1169'da Şirkuh ölünce onun yerine Salahattin vezir oldu.Salahattin, 1171'de Şii olan Fatımi Halifesi'ni tahttan indirdi.Hutbeyi 200 yıl önce olduğu gibi Bağdatta'ki Abbasi Halifesi adına okuttı.Böylece Sünni İslam dünyası birliğe kavuştu.Salahattin, bu davranışıyla Sünni Nurettin Zengi öldükten soonra "An-Nasır Salahattin Yusuf" adıyla Mısır sultanı oldu.Eyyubi "Eyyublular" saltanatını kurdu.Sultanlığı sırasında Yemen'i, Suriye'yi, Lübnan'ı, Filistin'i, Haçlılar'ın elinde bulunmayan bölümünü, Elcezire'yi, Basra'yı, Bingazi'yi, Diyabakır'ı, Nübye'yi (Kuzey Mısır Sudan'ı) imparatorluğuna kattı.5 Temmuz 1187'de Filistin'in Teberiye bölgesinde Hattıyn köyü yakınlarında büyük bir haçlı ordusunu tamamen yok eden Salahattin Eyyubi, Kudüs'ü geri aldı.Kudüs'ün düşmesi Üçüncü Haçlı Seferi'nin düzenlenmesine yol açtı.Bu sefere Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, Fransa kralı Philippe- Auguste, İngiltere Kralı "Arslan Yürekli" Richard katıldı, ama Salahattin Eyyubi karşısında başarı elde edemediler.Salahattin Eyyubi öldükten sonra imparatorluğu kardeşleri, oğulları, yeğenleri arasında parçalandı.Dünya tarihinin önemli kişilerindendi.Doğu'da da, Batı'da daörnek hükümdar... Devamı

01 05 2011

Mimar Sinan

    Mimar Sinan Büyük Türk mimarı Sinan'ın Edirne'deki sahaseri. Sultan ikinci Selim Han tarafından yaptırıldığı için "Selimiye" ismi verilmiştir. Fakat Selim Han, camiinin tamamlanıp açılışını göremeden vefat etmiştir. Yapılışı 1568'den 1575'e kadar sürmüştür.Mimar Sinan, bu camiinin yapımına nasıl başladığını şöyle anlatır: Sultan Selim Han, Edirne'yi çok severdi. Bu şehirde büyük bir cami yaptırmak arzusuyla buyurdularki: "Öyle bir cami inşa edesin ki dünya durdukça ayakta kalacak, her göreni hayranlığa götürecek ve yeryüzünde bir dahi eşi olmayacaktır!" Ben de gidio çalışmaya başladım. Mimar Sinan, Selimiye Camiini yapmaya başladığı zaman 80 yaşına basmıştı. Çeşitli denemelerden sonra, bütün Türk mimarisinin ve kendisinin o zamana kadar ortaya koyduğu gelişmeleri değerlendirerek, bunların tolu bir ifadesi olan, Selimiye Camiini yapmıştır. Hatta kalalık eseri olark gördüğü İstanbul Süleymaniye Camii'nde sonra, Selimiye'ye "ustalık eserim" demiştir. Cami, Edirne şehrinin en yüksek noktasında, Yıldırım Beyazid Han yaptırdığı bir sarayın kalıntları üzerine kurulmuştur. Sekiz fil payeye dayanan muazzam kubbeyele köşelerdeki eksedra denilen çeyrek kublelerden yapılmıştır. Bu muhteşem kubbenin kasnağı 40 pencerelidir. Daire çapı 31,28 m tabandan yüksekliği 43,28 m çevresiyse 92 metredir. Etrafını çeviren ince endamlı dört minaresiyle çok uzaklardan kendini belli eder. Edirne'ye girişte minareler iki adet görünür. Minarelerinin yakınlığı da, esere ayrı bir güzellik verir. Üçer şerefli olan bu minarelerin şerefelerine, üçer ayrı yolla çıkılmaktadır. kubbenin ağırlığı, sekiz paye ve bunların arkasındaki payanda ke... Devamı

01 05 2011

Ramazan Oruçu

    Ramazan Oruçu İslamın beş şartından biri Kelime-i şahadet getirmek, Namaz kılmak, Zekat vermek, Hacca gitmek İslamın beş şartından dördüncüsü mübarek Ramazan ayında her gün Oruç tutmaktır. Oruç Hicretten on sekiz ay sonra, şaban ayının onuncu günü, Bedir Gazasından bir ay evvel farz oldu. Oruç, imsak vaktinden yani fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar yemek ve içmekten uzaklaşmak demektir. Bunun manası insanlara açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu öğretmektir. Tok, hiçbir zaman açın halini bilmez ve ona merhamet etmez. Oruç toklara aç insanların neler çektiğini öğretir. Oruç tutmak Müslümanlara vazife olduğu gibi diğer ilahi dinlerde de emredilmişdi. Kur'an-ı Kerim'de mealen " Ey iman edenler Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Ramazan orucu farz kılındı. Umulur ki Allah'a karşı gelmekten sakınırsınız" ( Bakara süresi: 183. ayet) ve "Sizden kim Ramazan ayında bulunursa oruç tutsun" ( Bakara süresi 185. ayet) buyruldu. Bir hadis-i şerifte buyruldu ki" Bir kimse Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir vazife bilir ve orucun sevabını yanlız Allahü tealadan beklerse geçmiş günahları affolur. Şaban ayının son günü Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) hutbelerinde buyurdu ki" Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki bu ayda ki bir gece (Kadir gecesi), bin aydan daha faydalıdır. Allahü teala, bu ayda her gün oruç tutulmasının emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay sabır ayıdır. Sabredenlerin gi... Devamı

01 05 2011

Melihşah

    Melihşah Alparslan'ın ölümünden sonra oğlu Melihşah sultan oldu. Melihşah babası Alparslan'ın başlattığı fetih politikasını sürdürdü. Alparslan tarafından Kudüs'ün fethiyle görevlendirilen Atsız Bey Melihşah döneminde Kudüs ve Şam'ı ele geçirdi. Melihşah düzenlediği seferlerle Kafkasya'yı Karadeniz sahillerine kadar fethetti. Bu sırada Artuk Bey ve Kutalmışoğulları ile diğer türk beyleri Anadolu'ya türk akınlarını sürdürüyorlardı. Bu beyler İzmit'e kadar bütün Anadolu'yu fethettiler. Bizans'taki taht kagalarından ve Bizans'ın Anadolu'daki zayıf durumundan yararlanan Kutalmışoğlu Süleyman İznik ve çevresindeki kaleleri ele geçirdi. Melihşah'a bağlı hareket eden Süleyman Şah  daha sonra Büyük Sulçuklu Devleti'ne bağlı bir devlet olarak Türkiye Selçukluları Devleti'ni kurdu (1077). Melihşah tarafından gönderilen komutanlar Diyarbakır, Silvan, Halep ve Urfa şehirlerini fethettiler. Melihşah, Bağtad'a giderek Abbasi halifesinin huzurunda daha önce Tuğrul Beye de verilen Doğunun ve Batının Hükümdarı unvanını aldı (1087). Melihşah'ın görevlendirdiği Artuk Bey Hicaz, Yemen ve Aden'i fethetti.Melihşah bütün İslam dünyasının hükümdarı olmak istiyordu. Bu nedenle doğuda da fetihlere girişti. Doğu ve Batı Karahanlıları kendine bağladı. Melihşah döneminde Büyük Selçuklu Devleti'nin sınırları, Orta Asya'dan İstanbul Boğazı'na Umman Denizi'nden Aral Gölü'nün kuzeyine kadar genişlemişti. Selçuk Devleti'nin gücünden çekinen Mısır'daki Fatımiler, Batıniler destekleyerek Selçukluları zayıflatmaya çalıştılar. Melihşah başta Vezir Nizamü'l Mülk olmak üzere bir&... Devamı

01 05 2011

Mekke'nin Fethi

    Mekke'nin Fethi Mekkeli Müşrikler, Hudeybiye anlaşmasını bozarak, Müslümanların himayesinde olan Beni Huzaa kabilesine, saldırıda bulundular. Neden sonra işin vahametini anlayıp, telaşa düştüler. Ancak iş işten geçmişti. Anlaşmayı yenilemek için Ebu Süfyan, Medine'ye gönderildi. Hz. Muhammed (S.A.V.) ile görüştü ise de bir cavap alamadı. geri döndü. Hz. Muhammed (S.A.V.) 630 yılı Ramazanının ononcu günü, 10.000 kişilik bir kuvvetle, Mekke'ye hareket etti. Mekke yakınlarına gelindiği zaman, İslam ordusu konakladı. Gece olduğundan, herkesin areş yakması emrolundu. Ebu Süfyan, keşif için şehirden çıkmıştı. Medine'ye doğru baktığında yanan binlerce ateşi gördü. Bu sırada bir Müslüman öncü ona rasladı ve afv dilemek üzere, Hz. Muhammed (S.A.V.) in yanına gitmesi için ikna etti. Hz. Muhammed (S.A.V.), Mekkeliler telaş ve şaşkınlığını artırmak için Ebu Süfyan'ı alıkoydu. Ertesi gün saldı. İslam ordusu, Mekke'ye girmeye başlamıştı. Müşrikler, şaşkın bir vaziyette, ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Şehrin bütün yolları Müslümanlar tarafından tutuldu. Münadiler, her tarafda ilan ediyorlardı. (Her kim silahlarını bırakır, Kabe'ye sığınırsa veya Ebu Süfyan'ın evine girerse emindir: bunlara kimse dokunmaz). Bu arada Ebu Süfyan da şehre girdi. Mukavametin faydasız olduğunu, Müslüman olup selamet bulmalarını hemşehrilerine anlattı. Mekkeliler boyun eğdiler. Müslüman ordusu, tekbir getirerek, Mekke'ye gidi. Hz. Muhammed (S.A.V.), Kabe duvarına kurşunla tesbit edilmiş 300 putu kırıp, Kabe'yi temizledi. Mekkelilere, kısa bir hitabede bulunan Hz. Muhammed (S.A.V.). hepsinin hür olduğunu bildirdi. Mekkeliler, Hz. Muhammed (S.A.V.) in bu büyüklüğü karşısında hepsi Müs... Devamı

01 05 2011

Evliya Çelebi

    Evliya Çelebi (1611-1682) Ünlü bir Türk gezginidir. 17. yüzyılda en büyük yazarlarından sayılır. İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra, Enderun'a giderek burada ilerledi. Hafız oldu. Güzel Sanatları babasından öğrendi. IV. Murat'ın takdirini kazanarak dayısı Melek Ahmet Paşa'nın metetmesiyle padişahın şahsi hizmetine alındı. Seyahat merakı gördüğü bir rüyayla başlamıştır. Bir gün rüyasında Hz. Muhammed aleyhisselamı görmüş, " Şefaat" diyeceğine heyecandan " Seyahat" demiş Hz. Muhammed aleyhisselam'da onun isteğini kabul etmiştir. Evliya Çelebi, İmparatorluk topraklarının büyük bir kısmını, Avrupa'yı dolaşmış, diplomatik görevlerle İran'a gitmiş, bazı seferlere de iştirak etmiştir. 9 yıl Kahire'de kalan seyyahın, Mısır'da mı İstanbul'da mı öldüğü kesin olarak bilinmemektedir. Seyahat anılarını 10 ciltlik " Seyahatname" sinde toplamıştır. Seyahatname bazı Avrupa dillerine tercüme edilip yayınlanmıştır. Devamı

01 05 2011

Ana ve Baba Hakkı

    Ana ve Baba Hakkı Güzel Dinimiz, evladın anne ve babasına hizmet etmesini emretmiş ve bunu bir ibadet saymıştır. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim de ("Allah'a ibadet ediniz!") buyurduktan sonra ("Anaya,babaya iyilik ediniz") diye emretmektedir. Ane ve babaya hizmet ederken (öf) bile demeyi yasaklamıştır. Ana ve Babasını razı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Ana ve Babası razı olmayan kimse için de Cehennemde iki kapı açılır. Bir kimsenin Ana ve Babsı zalim olsalar dahi onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak yasaktır. Allahü Teala buyurdu ki. (" Ey Musa! Günahlar içinde bir günah vardır ki benim yanımda çok ağır ve büyüktür. O da Ana-baba evladını çağırdığı zaman emrine uymamasıdır. Allahü Tealanı rızası dinine bağlı olan ana ve babasının rızasında, Allahü Tealanın gazabı, dinine bağlı olan ana ve babanın gazabındadır.Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam bir Hadis-i Şeriflerinde buyurdu ki. (" Cennet, anaların ayağı altındadır") yani sana dinini imanını öğreten ananın babanın rızasındadır. Hak Teala hazretleri Hz. Musa aleyhisselama dedi ki, (" Ey Musa! Ana-Babasını razı eden, beni razı etmiş olur. Ana-babasına asi olan bana muti (iyi) olsa bile onu fenalar tarafına ilhak ederim"). Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam buyurdu ki: ("Ana-babaya iyilik etmek, nafile namaz, oruç ve hac faziletlerinden daha faziletlidir. Ana-babasına hizmet edenlerin ömrü bereketli ve uzun olur. Ana-babasına karşı gelip, onlara asi olan mel'undur"). Devamı

01 05 2011

Hz. Adem (a.s.)

    Hz. Adem , yeryüzünde ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanların babası'dır. Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp, insan şekline koydular. Mekke ile Taif arasında 40 yıl yatıp salsal oldu. Yani pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharrem'in onuncu Cuma günü ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Allahü tealanın emri ile bütün melekler, Adem'e secde etti, ama İblis (şeytan) kibirlenip, bu emre karşı geldi ve secde etmedi : « Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem'e secde edin , demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu (Bakara, 34) . Hz. Adem 40 yaşında Firdevs adındaki Cennet'e götürüldü. Cennet'de yahut daha önce Mekke dışında uyurken, sol kaburga kemiğinden Hz. Havva yaratıldı. Allahü teala onları birbirine nikah etti. Yasak edilen ağaçtan unutarak ve İblis'in oyununa gelerek önce Havva, sonra Adem aleyhisselam yedikleri için Cennetten çıkarıldılar. Adem aleyhisselam Hindistan'da Seylan (Ceylon) adasına, Havva ise Cidde'ye indirildi. 200 sene ağlayıp yalvardıktan sonra , tövbe ve duaları kabul olup, hacca gitmesi emr olundu: Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti (Ta'ha, 122) . Arafat ovasında Havva ile buluştu. Kabe'yi inşa etti.Hz. Adem her sene hac yapardı. Arafat meydanında veya başka meydanda , kıyamete kadar gelecek çocukları belinden zerreler halinde çıkarıldı. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?" diye soruldu. Hepsi "Evet " dedi. Sonra hepsi zerreler haline gelip, beline girdiler. Yahut belinden yalnız kendi çocukları çıktı. So... Devamı

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim Religion Blogs
religion blog Top religion blogs