01 05 2011

Hz. Hamza'nın ( r.anh) Müslüman olması

    Hz. Hamza'nın ( r.anh) Müslüman olması: İslamiyet'in sesi her geçen gün kulaktan kulağa yayılıp daha ötelere taşınıyordu. Bu hal Kureyşli müşrikleri çıldırtıyor. bütün gayretlerine rağmen, İslamiyet'in yayılmasına mani olamıyorlardı. Müşriklerden Velid adında birinin bir putu vardı. Safa tepesinde toplanırlar, bu puta ibated ederlerdi. Bir gün Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) onların yanına gitti ve müşrikleri imana davet etti. Kafir olan bir cinni o putun içine girdi ve Sevgili Peygamberimiz için uygun olmayan sözler sarfetti. Fahr-i Alem sallalahü aleyhi ve sellem efendimiz üzüldüler. Başka bir gün, kendisi görünmeyen bir şahıs, Peygamber efendimize selam vererek: " Ya Resulallah! Kafir olan bir cinni sizin için münasib olmayan şeyler söylemiş. Ben onu bulup öldürdüm. Arzu buyurup, yarın Safa tepesini teşrif eder misiniz? Siz yine onları İslam'a davet edersiniz. Ben de o putun içine girip sizi medhedici sözler söylerim" Abdullah ismindeki bu cinnin teklifini kabul ettiler. Sevgili Peygamberimiz, ertesi günü oraya gidip, müşrikler tekrar imana davet ettiler. Ebu Cehl de orada idi. Müslümam cinni müşriklerin elindeki putun içine girip Sevgili Peygamberimizi ve İslamiyet'i anlatan güzel sözler ve şiirler söyledi. Müşrikler bu sözleri duyunca ellerindeki putu parçaladılar ve Resulullah'a saldırdılar. Mübarek yüzü kana boyandı. Oların bu eza ve cefalarınatahammül gösterip: " Ey Kureyşliler! Bana vuruyorsunuz. Ama ben sizin Peygamberinizim" buyurdular. Sonra ayrılıp evlerine geldiler. Bir hizmetçi kız, bu hadiseyi başından sonuna kadar görmüştü. Bu sırada Hz. Hamza dağda avlanıyordu. Bir ceylana ok atmak &u... Devamı

01 05 2011

Hz. Muhammed Aleyhisselam

    Hz. Muhammed Aleyhisselam Allahü Tealanın Resulüdür. Habibidir. Peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Babası Abdüllahdır. Miladın beşyüzyetmişbir (571) senesi nisan ayının yirmisine rastlayan, Rebi'ul-evvel aynın onikinci pazartesi gecesi, sabaha karşı, Mekkede tevellüt (Doğdu) etdi. Babası, daha önce ölmüş idi. Altı yaşında iken annesi, sekiz yaşında iken dedesi öldü. Sonra, amcası Ebu Talibin yanında büyüdü. Yirmibeş yaşında iken, Hadice-tül-kübra ile evlendi. Hadice-tül-kübradan dört kızı, iki oğlu oldu. ilk oğlunun adı Kasım idi. Bundan dolayı, kendisine ( Ebül-Kasım) da denir. Kırk yaşında iken, bütün insanlara ve cinne Peygamber olduğu bildirildi. Üç sene sonra, herkesi imana çağırmağa başladı. Elliiki yaşında iken, bir gece Mekkeden Kudüse ve oradan göklere götürülüp getirildi. Bu yolculuğuna ( Mİ'RAC) denir. Mi'racda, Cennetleri. Cehennemleri ve Allahü Tealayı gördü. Beş vakit namaz, bu gece farz oldu. Tarihcilere göre miladın 622 yılında, Allahü Tealanın emri ile, Mekkeden Medineye gitdi. Bu yolculuğuna ( HİCRET) denir. O yıl, Medine şehrinin Kuba köyüne geldiği, Rebi'ul-evvel ayının sekizinci pazartesi gününe tesadüf eden efrenci Eylül ayının yirminci günü Müslümanların ( Hicri şemsi) tarih başlangıcı oldu. Müslümanların (Hicri Kameri) seneleri de o yılın Muharrem ayınından başlar ve gökdeki ayın, Dünya etrafında oniki def'a dönmesi bir kameri yıl olur. Hicri 11 (m.632) senesinde, Rebi'ul-evvel ayının onikinci pazartesi günü, öğleden evvel vefat etdi. Salıyı çarşambaya bağlayan gece (Çarşamba gecesi) yarısı, vefat etmiş olduğu odaya defn edildi. Vefatında, kameri 63, şemsi seneye göre 61 yaşın... Devamı

01 05 2011

Fatih Sultan Mehmet Han

    Fatih Sultan Mehmet Han BİR ÇAĞ KAPATAN YENİ BİR ÇAĞ AÇAN BÜYÜK KUMANDAN FATİH SULTAN MEHMET FATİH SULTAN MEHMET Osmanlı padişahlarının 7. olan sultan mehmet,istanbulun fatihi olup,2.Murat Han'ın oğludur.30 Mart 1429 (H.833)pazar günü Edirnede dünyaya geldi.Şehzade 1443 baharında Edirne'den Manisaya vali olarak gönderildi.2.Murat saltanatını 12 yaşında olan oğlu 2.Mehmet'e bırakarak Manisada inzivaya çekildi.Bunda faydalanmak isteyen yeni bir Haçlı ordusu 1444 Eylülünde Türk topraklarına girdi.Sultan mehmet yazdığı mektupla babasını saltanata davet etti.2.Murat İstanbul boğazından Edirneye geldi.Derhal idareyi ele alarak Varnaya hareket etti.1442 -1444 yılları arasında Osmanlı Devleti çok kritik günler yaşadı.1444 Varna zaferi ile Omanlı Devleti'nin temelleri tam olarak yerleşmiş oldu.19 yaşında bir sultan 1451 tarihinde babası 2.Murat'ın vefatı üzerine 2.Mehmet ikinci defa tahtına oturdu.Daha önceden saltanat tecrübeleri olduğu gibi babasının yanında seferlere katılmış ve çok iyi bir kumandan olarak yetiştirilmişti."BAYKUŞTAN PERFAMIZ YOK.BİZ ŞAHİNLER SÜRÜSÜYÜZ!"Sultan mehmet devrin en ağır toplarını döktürmüştür.Ozamana kadar ateşli silahların atıştan sonra beklenirdi.Fatih sultan mehmet zeytinyağı döktürerek insanlık tarihinde "Yağla makina soğutmasını"havan topunun balistik hesaplarını yaparak,planını çözerek dik mermi ile ilk silahı keşfetmiştir.Hocası büyük Veli,Akşemseddin İstanbul'u fethedeceğini müjdelemiştirYapılan 36 topun yanında Şahi adlı büyük topun gülleleri granitten olup.1200 okka ağırlığında idi gülleler fırlatıldığı zaman 13 mil öteden sesi duyulurdu.Karalar Tükendi, Suya sürdük At..6 Nisan 1453 Cuma günü İstanbul kuşatması başlam... Devamı

01 05 2011

MEVLİD SÜLEYMAN ÇELEBİ

      MEVLİD-SÜLEYMAN ÇELEBİ   Süleyman Çelebi Mevlid On beşinci asır Türk edebiyatının meşhur (Mevlid) şairi. Bursa'da doğduğu bilinmesine rağmen, doğum tarihi bilinmiyor. Halk arasında " Süleyman Dede" diye de anılır. Kendisi Birinci Murat Hanın veziri, Ahmet Paşanın oğludur. Dedesi Mahmud Bey 1338 senesinde, Sadrazam Süleyman Paşa ile Rumeli'ye salla geçenlerdendir. Esas ismi, Süleyman bin İvaz Paşa bin Mahmud'dur. Kendisi küçük yaşından itibaren çok kuvvetli bir dini tahsil ve öğrenim görmüştür. Sultan Yıldırım Bayezid Han zamanında, Bursa Ulu Camide imamlık yaptığı bir müddet de Yıldırım Bayezid Han oğlu Emir Süleyman'ın sarayında bulunduğu nakledilmektedir. 1422 yılında Bursa'da vefat etmiştir. Mezarı Çekirge'dedir. Süleyman Çelebi'nin edebi kişiliğini tam manasıyla ortaya koyan meşhur Türkçe mevlididir. Bu eseri Ulu Camideki dini bir münazara neticesinde, İranlı bir vaizin, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ile giğer peygamberler arasında hiçbir üstünlük olmadığını ileri sürmesi üzerine, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin üstünlüklerini ortaya koymak gayesiyle kaleme aldığı nakledilir. Edebiyatımızdaki dini şiirler içersinde halkımızı en çok etkiliyen Vesilet-ün-Necat ismindeki Süleyman Çelebi'nin Mevlid'dir. Doğum, ölüm, düğün vs. gibi birçok zamanlarda hale okunmaktadır. Tabii bir içtenlikle ve samimililk taşıdığı için, her zaman birçok nazireler yazılmış olduğu halde, hiçbiri onun yerine alamamıştır. Mevlid; 800 beyte yakın mesnevi tarzında dini bir eserdir. Failatün, Failatun, Failun vezniyle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) doğuşu Veladet, Peygamber oluşu Ri... Devamı

01 05 2011

Hayber'in Fethi

    Hayber'in Fethi (M.628) Hayber Medine-Suriye yolu üzerinde Yahudilerin oturduğu bir yerdi. Burada 7 kale vardı. Öteden beri müslümanlık aleyhine bir fitne ocağı haline gelmişti. Halen de Medine'yi istila planlarıyla uğraşıyordu. Hatta Kinane ve Gatafan kabilelerini kiralayarak Medine otlaklarına saldırı düzenliyordu. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam bunlara elçi göndererk anlaşma teklif etti. Yahudiler Peygamber efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın teklifini kabul etmediler. Müslümanlara hücüm etmek için Gatafan arapları ile anlaştılar. Onlar saldırıraya geçmeden, müslümanlar  daha önce davranarak 1600 kişilik ordu ile yola çıktılar. Üç günde Hayber'e vardılar. Yahudiler müslümanları görünce kalelerine kapandılar. Önce Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam anlaşma teklif etti. Fakat Yahudiler teklifi reddettiler. Bunun üzerine savaş başladı. 10 gün devam eden şiddetli çarpışma sonunda kaleler birer birer alındı. Savaşta müslümanlardan 10 kişi şehit oldu. Yahudilerden 93 kişi öldürüldü. Hz. Ali (r.anh) bu savaşta çok büyük kahramanlıklar gösterdi. Ünlü Yahudi savaşçısı kale komutanı Merhab'ı teke tek vuruşmada öldürmüştü. Devamı

01 05 2011

Huneyn ve Evtas Savaşı

    Huneyn ve Evtas Savaşı (M.630)   Huneyn Mekke ile Taif arasında bir vadidir. Meşhur Zülmecaz Panayırı bu vadinin kenarında kurulurdu. Mekke teslim olurken bu civarda yaşıyan Hevazin Kabilesi mensupları heyacanlı şairleri Malik b. Avf'ın kumandası altında müslümanlar aleyhine toplanıyorlardı. Beni Sakif te katılıyordu. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam durumu öğrenir öğrenmez. 12.000 kişilik ordusuyla harekete geçti. Bazı müslümanlar kuvvetlerine güvenip gururlanmışlardı. Bir an için Hak Teala'nın yardımını unutmak gafletini göstermişlerdi. Aniden vadinin iki yamacından düşman okçuları yağmur gibi ok yağdırınca İslam ordusu bozguna uğradı. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam çevresinde sekiz on kadar kişi kalmıştı. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselam " Ben Allah'ın Rasülüyüm!" diyor ve amcası Abbas vasıtasiyle müslümanları toparlamaya çalışıyordu. Nitekim toparlanan müslümanlar planlı bir hamle ile düşmanı bozguna uğratıp  mağlub etti. Pek çok ganimetle esir aldılar. Devamı

01 05 2011

Peygamber Mektebi ve Ashab-ı Suffa

    Peygamber Mektebi ve Ashab-ı Suffa Mescid-i Nebevi'nin bir tarafında üstü kapalı olarak yapılan yere "Suffa", burada barınanlara da "Ashab-ı Suffa" denilmiştir. Burada, barınacak evi olmayan fakirlar ve kimsesizler kalırdı. bu kişiler iş buldukları zaman çalışır, geçimlerini sağlarlardı. İş bulamayınca da Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam ve Ashabın zenginleri tarafından ihtiyaçları karşılanırdı. Bu gruptan evlenenler ayrı bir eve taşınır, yeni bir yuva kurardı. Burada bulunanlar, her zaman Peygamberimiz Hz. muhammed aleyhisselam'la birlikte olur. O'nun ilminden faydalanırlardı. Günlerini ibadet ve ilim öğrenmekle geçirirlerdi. İslam'da ilk eğitim ve öğretim kurumu Suffa okulu, ders gören Ashabın öğretmeni de Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir Peygamberimizden en çok hadis rivayet eden Ebu Hureyre bu okuldan yetişmitir. Suffa okulundan yetişenler içinde: İslam dinini, Kur'an-ı Kerim'i ve hadisi şerifleri çok iyi kavrayan, açıklayan büyük alimler bulunmakta idi. Başka şerifleri çok iyi kavrayan, açıklayan büyük alimler bulunmakta idi. Başka yerlere İslamiyeti anlatmak için görevlendirilenler bunlardan seçilirdi. Bu sebeple, Suffa adını taşıyan bu yer, İslam tarihinde ilk defa kurulan okuldur. Bu okuldan yetişenler İslamiyetin yayılmasında ve dinin öğretilmesinde önemli görevler yapmışlardır. Devamı

01 05 2011

Mescid-i Dırar'ın yıkılması

    Mescid-i Dırar'ın yıkılması   Münafıklar, Kuba Mescidinin cemaatini bölmek müslümanları parçalamak ve Ebu Amir adındaki İslam düşmanına yer hazırlamak amacıyla Medine yakınında bir mescid yaptılar. Ebu Amir Uhud ve Huneyn savaşlarına katılarak Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselam'a karşı savaşmış bir sonuç alamayınca Şam'a kaçmıştı. Oradan münafıklara şöyle haber göndermişti. "Elinizden geldiği kadar silahlanın bana bir mabet yabın ben Bizans İmparatoruna gidiyorum, büyük bir ordu ile gelip Hz. Muhammed'i ve eshabını Medine'den sürüp çıkaracağım. Bu adamın teşviki ile münafıklar Mescid-i Dırar'ı yapmışlardı. Münafıklar, ihtiyarlık ve hastalık gibi sebeplerle Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam'ın Mescidine gidemediklerini ileri sürerek burada toplanmak istiyorlardı. Dış görünüşü Cami olan bu bina aslında müslümanları parçalamak için yapılan bir fesat yuvası idi. Münafıklar Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam davet ederek yaptıkları mescidi açmasını istediler. Allah Teala Cebrail'i göndererek mescidin müslümanları parçalamak için kötü amaçla yapıldığını bildirdi. Bunun üzerine Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam Tebük seferinden dönüşte bu mescidi yıktırıp yaktırdı. Böylece münafıklar kötü amellerine ulaşamadılar. Ebu Amir'de Şam'da perişan bir halde öldü.   Devamı

01 05 2011

Habeşistan'a Yapılan ilk Hicret

    Habeşistan'a Yapılan ilk Hicret Müşriklerin Müslümanlara yaptıkları eziyet her geçen gün artıyordu. Müslümanlar ibadetlerini serbestçe yapamıyor, açıktan Kur'an okuyamıyorlardı. Bu sebeple Hz. Muhammed aleyhisselam müslümanların daha emin bir yer olan Habeşistan'a hicret (göç) etmelerineizin verdi. Onbir erkek ve dört kadından oluşan ilk kafile, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Peygamberliğinin beşinci yılında Mekke'den gizlice çıkarak Kızıldeniz yoluyla Habeşistan'a gitti. İçlerinde Hz. Osman (r.anh) ve eşi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın kızı Rukiye de vardı. Orada çok iyi karşılanan müslümanlar, güvenli ve huzurlu bir hayata kavuştular. İlk giden kafilenin iyi karşlandığını duyan müslümanlardan 80 kişilik ikinci bir grup daha bir yıl sonra oraya hicret ettiler. Bunların başında Hz. Ali (r.anh) kardeşi Hz. Cafer-i Tayyar bulunuyordu.   Devamı

30 04 2011

Mute Harbi

  Mute Harbi Mute Kudüs'ün güneyinde bir kasabanın adıdır. Hz. Muhammed (s.a.v.) etrafdaki kabileleri ve dünya hükümdarlarına İslam dinini davet için elçiler gönderiyordu. Busra valisi Şurahbil bin Amrü'l Gasani Bizans'ın himayesinde Hristiyanlığı kabul etmişti. Şurahbil Mute'de bulunduğundan Peygamber Efendimizin elçisi Haris bin Umeyr'i (r.anh) Mute'den gecerken yakalattı. Peygamberimizin elçisi olduğunu öğrenince öldürttü. Bu hadise, Arabistan'da kabilleler arasında örf ve adeletlere hukuki prensiplere aykırı idi. Peygamberimizin elçilerinden şimdiye kadar hiçbiri öldürülmemişti. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimiz Haris bin Umeyr'in şehit edildiğini öğrenince çok üzüldü. Bunun üzerine hemen Zeyd bin Harise (r.anh) kumandasında bir ordu hazırlanmasını emrettiler. Hazırlanan üç bin kişilik ordu hareket etmeden önce Peygamber efendimiz; " Eğer savaşta Zeyd bin Harise şehit olursa, kumandayı Cafer ibni Ebi Talip alsın, şayet, Cafer de şehit olursa, kumandayı Abdullah bin Revaha alsın şayet o da şehit olursa aranızdan birini seçin" buyurarak sancağı Zeyd bin Harise'ye (r.anh) verdi.Hz. Muhammed (s.a.v.) Orduyla birlikte Medine'nin dışında Seniyyetü'l Veda denilen bir tepenin yanına kadar gidip " Haris'in şehit olduğu yere kadar gidin. Orada kafirlerden kim varsa onları ilk önce İslam dinine davet edin, eğer kabul ederlerse İslam dinini onlara anlatarak öğretin, yok karşı gelirlerse Allahü tealanın yardımını istiyerek onlarla savaşın." buyurdu ve orduyu uğurladı. İslam askerleri Maan mevkiine geldiklerinde, Bizans ordusunun yüz bin kişilik kuvvetle üzerlerine doğru geldiğini haber aldılar. Düşman askeri 100.000 kişi olmasına karşılık, İslam ordusu 3.000 kişi... Devamı

30 04 2011

Hz. Muhammed ( s.a.s.) Miracı

    Hz. Muhammed ( s.a.s.) Miracı Mirac kuvvetli görüşe göre Medine'ye hicretten önceki bir bucuk yıl içinde Recep ayının 26'yı 27'e bağlayan gecesinde cereyan etmiş ve gerek Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ( s.a.s.) gerekse müslümanlar için büyük teselli kaynağı olmuştur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Ka'be'nin yanındaki Hatim'de yatmış uyarla uyanık arasında iken veya Ümmihan Bint-i Ebi Talib'in evinde iken Cebrail (a.s) geldi, göğsünü yarıp zemzemle yıkadı, hikmetle doldurdu. Burak adlı biniğe bindirilip Cebrail ile Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksaya geldiler, orada bütün Peygamberlerle namaz kılındı. Sonra yüksek makamlara çıkılacak bir Mi'rac bir manevi merdiven kuruldu, gök katları açıldı: birinci katta Hz. Adem'le (a.s.), ikinci katta İsa ve Yahya (a.s.) ile üçüncü katta Hz. Yusuf (a.s.) ile, dördüncü katta Hz. İdris'le (a.s.), beşinci katta Hz. Harun'la (a.s.), altıncı katta Hz. Musa (a.s.) ile ve yedinci katta Hz. İbrahim (a.s.) ile görüştü. Sonra Sidre-i Münteha sahası açıldı ve Beyt-i Mamur gösterildi, sonra beş vakit Namaz farz kılındı. Cebrail (a.s.) Sidre'den öteye geçmedi. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) oradan Kurb-i Zat'a Refref adlı özel bir binitle götürüldü. Ve Cenab-ı Hakk'a ok yayının iki ucu kadar hatta daha da fazla yakınlaştırıldı, nice sırlara eriştirildi. Vahye mazhar kılındı. Yüce Mevla ile mekandan münezzeh olarak konuşturuldu ve tekrar Refref ile Sidre'ye döndürüldü. Peygamberimiz orada Cebrail'i asıl şeklinde gördü. Mi'rac'tan döndükten sonra Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Mekke'lilere gördüklerin... Devamı

29 04 2011

Sancak-ı Şerif

  Sancak-ı Şerif Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında kullanılan mukaddes Sancak. Topkapı Müzesinde Mukaddes Emanetler arasında muhafaza edilmektedir. Siyah softan yapılmıştır. İstanbul'a gelişi hakkında çeşitli rivayetler vardır. Ukab adı verilen bu Sancak Mısır Kölemen Beylerinden Hayır Bey tarafından, Yavuz Sultan Selim Hana gönderilmiştir.Diğer rivayete göre ise Yavuz Sultan Selim Han Mısır'dan dönüşünde, beraberinde getirmiştir. Başka bir rivayete göre ise 1593 senesindeki Avusturya Seferine, Şam yeniçerileriyle birlikte gelmiştir. Seferden sonra gönderilen Sancak-ı Şerif 1595'te geltikten sonra bir daha geri gönderilmedi. Zamanla Sancak-ı Şerif eskiyince, Devlet-i Aliye'de aslına göre üç sancak işletilmiş ve Sancak-ı Şerif parçaları bunların üzerine konmuştur. Bunlardan biri Hırka-i Şerifle bereber sefere götürülür, ikincisi Hazine-i Amirede, üçüncüsü yine hazinede saklanırdı. Sanck-ı Şerif, padişahla veya onlar bizzat sefere katılmadıkları zaman Sadrazam ve Serdar-ı ekremle bereber 1596 yılında Eğri seferine götürülmüştü.Sultan Üçüncü Mehmet Han (1595-16039) Sancak-ı Şerifin yanında seyyid ve şeriflerden meydana gelen üç yüz kişilik bir evlad-ı Resülullah'ı bereber götürmüştü. Seferlerde açılan Sancak-ı Şerif bütün askerin maneviyatını yükseltir, Peygamber efendimizin Hz. Muhammed (s.a.v.) ruhaniyetinin muharebe meydanında hazır olduğuna inanılarak şevkle savaşılırdı. Sefere çıkılacağı zaman ( veya istanbul'daki bazı isyanlarda) Sancak-ı Şerifin yerinden alınıp teslimi bizzat padişah tarafından olurdu. Sancak-ı Şerifin alınması ve yerine konması esnasında müezzin ve hafızlar Fetih ve Yasin sürelerini okurlardı. Merasimlerde Şeyhülislamlar da bulunur. d... Devamı

29 04 2011

BÜYÜK TİMUR İMPARATORLUĞU

  BÜYÜK TİMUR İMPARATORLUĞU   Timur, 1336 tarihinde Türkisan'ın Keş şehrinde doğmuştur. Barlas Oymağı Beyinin oğludur. 25 yaşında iken kimsesiz kalmış, kendi gayreti ile yükselmiştir. Siyasi ve askeri dehasiyle en büyük cihangirlerden biri sayılmaktadır. 1370'de Belh'de hükümdar ilan edilmişse de Cengiz soyundan birisini kukla hükümdar olarak daima yanında bulundurmuştur. Açtığı 17 büyük sefer sonunda, kendine tabi devletlerle birlikte imparatorluğu 14 milyon km'yi bulmuştu. Harzem, Türkistan, Horasan, İran, Afganistan, Geney Kafkasya, Anadolu, Suriye, Lübnan, Hindistan, Memlük imparatorluğu (tabi) ve Bizans imparatorluğu (tabi) hakimiyeti altına girmiştir. Çin'e karşı açtığı on sekizinci büyük seferi srasında yolda vefat etmiştir (1405). Neticesinde Altınordu Devletini kendisine tabi kılan Terek (1395) ve Osmanlı Devletini tabi kılan Ankara savaşı (1402) bu iki Türk imparatorluğunun kargaşalık içersine kalmasına ve birincisinin en sonunda yıkılmasına, ikincisinin ise uzun müddt kendini toparlayamayıp,gerilemesine sebep olması bakımından Timur'un lehine kaydolunacak zaferler sayılması gerektir. Bu büyük seferler yerine, ömrünün vefa etmediği Çin seferine çıkmış olsaydı, büyük bir ihtimalle bugün Çin, İslam aleminin kuvvetli bir üyesi bulunacaktı. Timur'u ölümü üzerine oğulları merkezi bir idare kuramamış, müstakil devletler kurarak Semerkant veya Herat'taki imparatora tabi olmuşlardır.   Devamı

29 04 2011

Germiyanoğulları Beyliği

    GERMİYANOĞULLARI (1299-1429)   Kütahya merkez olmak üzere I. Yakup Bey tarafından kurulan Türk beyliğidir. Önceleri Türk oymaklarından birinin adı olan Germiyan sonradan aile adı olarak bu beyliği temsil etmiştir. Anadolu'ya ilk geldiklerinden Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat tarafından Bizans sınırlarına yerleştirilen bu boy, beyliğin sınırlarını I. Yakup Bey zamanında Ege kıyılarına kadar genişleterek Bizans'ı vergiye bağlamıştır. I. Yakup Beyin ölümünden sonra Germiyanlılara bağlı uc beylikleri olan Saruhan ve Aydınoğulları, bağımsızlıklarını kazandılar. Germiyanoğullarıından Süleyman Şah, Karamanoğlu tehlikesine karşı Osmanlılarla anlaşmak istedi. Bu amaçla I. Murad'ın oğlu Yıldırım Bayezid'e kızını verdi. Çeyiz olarak da Kütahya, Simav ve Tavşanlı'yı Osmanlılara bıraktı (1381). Ancak Sultan Murad'ın I. Kosava Savaşı'ında (1389) şehit düşmesi üzerine Germiyanoğulları beylerinden II. Yakup, çeyiz olarak verilen yerleri geri aldı.II. Yakup, erkek çoçuğu olmadığı için ölümünden sonra ülkesinin Osmanlılara katılmasını vasiyet etti.II. Yakup Beyin ölümünden sonra Gemiyonoğulları Beyliği, II. Murat zamanında Osmanlı Devleti'ne katıldı (1429).   Devamı

29 04 2011

Hz. Muhammed (s.a.s.) Şefaati

    Hz. Muhammed (s.a.s.) Şefaati Resül-i Ekrem Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz, Kıyamet gününde ümmetine şefaat edecek, onları sıkıntı ve üzütüden kurtaracaktır. Bir Hadis-i Şeriflerde buyurdular ki: " Ümmetimin yarısının Cennet'e girmesiyle Şefaati arasında nuhayyer kılındım. Ben Şefaati tercih ettim. Çünkü o daha şümüllüdür. Onu, yalnız takvaya erenler için sanmayın, o aynı zamanda hataya düşen günahkarlar içindirde.." Ebu Hüreyre'nin (r.anh) rivayet ettiği Hadis-i Şerife Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) " Şefaatim, kalbi dilini tasdik eder tarzda, ihlas ile" La ilahe illallah" diyerek şehadet kelimesi getiren kimseyedir" buyurdu. Bazı Hadis-i Şeriflerde " Ümmetimden, Ehl-i beytimi sevenlere şefaat edeceğim." " Ümmetimden, büyük günah işleyenlere Şefaat edeceğim." " Eshabıma dil uzatanlardan başka herkese Şefaat edebilirim." " Ümmetimden, nefsine zulüm edenlere, nefislerine aldananlara Şefaat edeceğim." " Kıyamet günü, en önce ben Şefaat edeceğim." " Şefaatime inanmayan, ona kavuşamaz" buyurdu. Devamı

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim Religion Blogs
religion blog Top religion blogs